Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Feridun Hayati Ünüvar / AKŞEHİR’DEN GEÇERKEN

AKŞEHİR’DEN GEÇERKEN

Feridun Hayati Ünüvar

Aslen Konya'nın Seydişehir ilçesinden. İvriz ilk öğretmen Okulu mezunu olduktan sonra Kuşca’nın Büyük Yayla ilkokulundan öğretmen olarak çalıştı. 1970’li yılların başında Danimarka’ya geldi. Danimarka’da Türkçe eğitim vererek öğretmenlik mesleğine devam ederken, sosyal danışmanlık eğitimini bitirdikten sonra, 5 yılda hukuk okumuştur.

Yazarın tüm yazılarını göster

Mayaladığı göl, değil ak.. yağan o kadar kara rağmen, boza bürünmüştü.
Dağın eteklerinden kurt sesleri geliyor ve bozaran gölün üstünde kara bulutlar dolaşıyordu.
Gölü seyrederek yavaş, yavaş yol alıyordum.
Seslendim :
OHAL ALTINDAKİ ÖZGÜR OLMAYAN, HÜRRİYETİ KISITLANMIŞ BİR HALKIN KULLANDIKLARI OY ve REFERANDUMUN SONUCU, GEÇERLİ MİDİR hocam..?
– Ses yok..!
SARHOŞ, VAAT ETTİĞİNİ AYIKINCA RET EDERSE, SUÇLU MUDUR hocam..?
-Hoca’dan yine ses yok..!!

Hayıflandım, ürperdim.
Ne olmuştu Hoca’ya..?
Padişahtan bile korkmayan Hoca, inmiş.. sinmiş.. yok mu olmuştu..?
Konya’ya doğru gitmekten vazgeçip direksiyonu, Aydın’a kırdım.

Açık bir cezaevi haline gelen ülkemizde, nelerin değişmekte olduğunu, düşünmeye başladım.
OHAL yönetimi altındaki bir millete, Referandum yaptırılıp sanki özgür düşünebilme ve karar verme iradeleri varmış gibi, OY KULLANDIRMAYA KALKMAK acaba doğru muydu..?
Evet gülünçtü..
Hem de çok acayip gülünç.
Fakat burası, zıtlıklar ülkesi Türkiye’ydi.

Hürriyetleri kısıtlanmış insanlar, nasıl özgür karar verebilirlerdi..?
Düşünmeden edemiyor, yola dikkat ediyor.. kaza yapmaktan değil, düşüncelerimi ifade edememekten dudaklarımı dişlemeye başlamıştım.

Acaba bu tutuklular Referandum’da oy kullanabilecekler miydi..?
Hükümlülerin oy kullanamadığını biliyordum ama, ya bu tutuklular..?
Tutukluluk halleri devam edenlerin sayısı bir hayli kabarıktı.
Tutuklular tutuklu ama, hüküm giymişlerden daha kötüydü halleri.
Bugün tutuklanan, yarın hüküm giymiş olabilirdi.
OHAL vardı..!
Dışarıdakiler HAYIR sendromuna kapılmışlar, içerdekileri iyice unutmuşlardı.
Ben de unutmaya başlamıştım.
Haa.. sahiden, neydi bu içerdekilerin suçu..?
.. diye, frene basıp düşünmek istiyor ve arkasından, ”boş ver.. seçilmiş siyasetçi ben miyim..?” deyip, frenlemekten vazgeçiyordum.

Fakat, görünen köy kılavuz istemiyordu..
TÜRKİYE YÖNETİMİNDE ve ORTADUĞU ÜLKELERİNDE, KESİN SÖZ SAHİBİ OLAN AB ve ABD ; KALKINMAMIŞ.. DEMOKRASİSİ GELİŞMEMİŞ ÜLKELERİ, YA KAN GÖLÜNE YA DA CEZAEVLERİNE ÇEVİRMİŞLERDİ..
Gözleri dönmüşlerin gözü, paradaydı.
Emperyalist savaşları çıkaran ileri demokrasi haydutları ve siyasi uzantıları, öldüremediklerini ha bire cezalandırıyorlardı.
Korku, tepelerden tabana yayılıyor.. hapishanelere dolduruyordu.
Adı güzel demokrasi getiriliyordu…
Filistin, Irak, Suriye, Afganistan, Libya, Tunus, Mısır, Ürdün, Yemen gibi ülkelere getirilen demokrasi ülkeleri germişti.
Kaybolanların, göç edenlerin, ölenlerin ve yaralananların sayısı dahi bilinmiyordu.
Katliamlar ve tutuklamalar, yıllar oldu hala hiç bitmemişti.

Bu Arap ikliminin ve ateşinin ülkemize sıçramamasını beklerken, önce ocaklarımıza ateşler düştü..ciğerlerimiz yandı ve sonrası da malum.
Hırsız kapımızı çaldı.
Kozmik odalarımıza girildi, ülkemizde her türlü kargaşa çıkartıldı.
Suçlamalar, taşlamalar şeytana değil, kendi halkımıza yapıldı.
Hain dendi.. terörist dendi.. dinsiz dendi.. muhalefet siyasetçi dendi.. yakalandılar.
İçeri tıkıldılar.
Şu anda neredeyse hapishanelerde, YER KALMADI..!
Artık biz ülke olarak siyasi tutukluların, düşünce ve yorumlarından dolayı cezaevlerine hapsedilen gazetecilerin yazarların, kendilerini de.. sayılarını da unuttuk.
Dünyada düşünen ve üreten insanlar ödüllendirilirken, biz ; düşünürlerimizi.. siyasetçilerimizi.. fikir sahibi olanlarımızı.. aydınlarımızı.. kör kuyuya taş atar gibi ”terörist, hain, pkk’lı, Fetö’cü” deyip, cezaevlerine hapsettik.

Bunlar, elbette demokrasi adına utanç vericidir.
Bu utançlardan kurtulmadan ve Fetö Darbe girişiminin artçı sarsıntılarını temizlemeden, demokrasi mücadelesi vermeden Referandum yapmak, OY kullanmak ve kullandırmak.. ta başta, DEMOKRASİYE HAKARETTİR.

Aklara.. Şehirlere.. Hoca’lara.. Softalara.. Saraylara..Kümbetlere ve Göl’e dönmeden yola devam edecek ve özetleyecek olursam :

IRKÇILIK.. AYRIMCILIK.. ŞEHİR MİLLİYETÇİLİĞİ.. AHBAP ÇAVUŞLUK.. HAZIRLOPÇULUK.. BİLGİSİZLİK.. SORUMSUZLUK.. LİYAKATSIZLIK.. DALKAVUKLUK.. YALAKALIK.. İNANÇ İSTİSMARCILIĞI.. YALANCILIK.. YOBAZLIK.. BİLİM ADAMI, SANATKAR, DÜŞÜNÜR ve AYDIN DÜŞMANLIĞI.. VASIFLARINA SAHİP OLAN BİR ÜLKE HALKI, LAYIK OLDUĞU BU VASIFLARLA YÖNETİLİR.

Sayılan vasıflarla mücadele, cehaletle mücadeledir.
Cehaletle mücadele etmeyen ülkeler, demokrasi ile asla yönetilmezler..!
Yönetenler ise, cehaletle mücadele etmezler. Bilakis, bu vasıfları körükleyerek cehaletin devam etmesini isterler.

Demokrasisi gelişmiş ülkeler, şüphesiz ki cehaleti ortadan kaldırmış ülkelerdir.

Türkiye’yi medeniyet dünyasından koparmaya çalışanlara.. Arap Baharı’na sokmaya çalışanlara.. OHAL’de Anayasa Maddeleri değiştirmeye çalışanlara..diyelim ki milletçe HAYIR diyeceğiz. Ve netice HAYIR oldu.
Peki, ondan sonra ne olacak..?
İncirlik Üssünü mü kapatacağız..?
Siyasi af mı getireceğiz.?

ABD şeytanı neyin peşini bırakmış ki..?
Bizim zındıklara da mutlaka bir B planı yaptırmışlardır.
Referandum’da EVET çıkmazsa, bir B planı var mıdır acaba.. ?
Elbette vardır.
Hem lafla.. hem icraatlarıyla.. hem entrikalarıyla.
Minareyi de çalarlar..Kılıflarını da hazırlarlar.
Millette, sağlıklı düşünen beyin koymadılar ki..!
Plan, ne ki..?

Düşünüyorum da, bütün bu sorunların üstesinden gelebilmek elbette mümkündür.
Bunun için ;
1-Kararlı bir istek
2-Demokratik bir muhalefet
3-Ülke genelinde kurulmuş bir ÖRGÜT, yeterlidir.

Mutlaka kararlı bir mücadele ile başarılır.. diye, düşünerek tam Akşehir’den çıkmak üzereydim ki, arkamdan bir ses ;
-Hani , nerede o MUHALEFET..?
-Nerede, o ÖRGÜT.. ? diye, bağırmasın mı..?

Hoca’nın sorusuna, hiç şaşırmadım.
Zira, her gün zaten şoklanıyorduk.
Yine şehitler vardı.
Yeni tutuklamalar..
Ve kabus dolu bir hayatı yaşamaya çalışan, bitkin insanlar..

Ben, AKŞEHİR’i  unutmaya çalışıp  gaza bastıkça, kavuklu;
 ” durmak yok, yola devam” diyordu.
Duymak istemiyordum artık.
Nasıl  gaza yüklenmişsem.
At izi, it izine karışmıştı..
Ortalık toz duman olmuş.. Akşehir, gözden kaybolmuştu.

Cevapla

YADA

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

ALAMANYA GARDAŞIMI, NİYE GERİ VERMİYOR..?

Geri dönüp gurbetin kahrını, sıla özlemini, insan sevgini bi hatırlayalım. Sene 1961, ekim ayının son ...