Anasayfa / Yazar Arşivi: Mehmet Gezen

Yazar Arşivi: Mehmet Gezen

avatar

Kuşca’da doğdu. Danimarka’da yaşamakta.

İzler

“Bir tek O bildi. Bir tek O dillendirdi ama O’nunda ömrü yetmedi. Yaşamın kıyısında umut toplayan Çerkez Anamın anısına, Çerkez Anama ithafen…” Bir kapı ve pencere eşiğinde Viran, harab duvar diplerinde Toprak damlı, taş duvarlı evlerin O kısa mesafeli, dikenli ...

Devamını Oku »

Zamanın çıkınında biriktirdiklerim

” Can olanı öfkenin hançeri acitmazdi” Oysa ben , Yaşamın; temiz, Kir bulaşmamış, Sevgi yanına; Bir çocuk zamanda Çocukça tutuldum Zamanın çıkınında Biriktirdiğim acilari ve yalnızlığı Sarilislarinda azar azar tuketiyordum Şimdilerde Çocukluğum; ışıktan kaçan, Bir şeyler gizleyen gece gibi. Hangi ...

Devamını Oku »

İlk taşı günahsız olanınız atsın

” Kuvvetlisin ama kuvvetin hak degil” Ve Tanrı kendi suretinden suretler yarattı. Adını insan koydu. Ekin ekip biçsin,toprağı işlesin,soy sürsün dedi. Ve insan kendinden acılar yarattı. Sonrada oturup; acılarına şiirler yazdı, gözyaşları akıttı, ağıtlar yaktı… Körlerin ve sağırların birbirlerini ağırladığı ...

Devamını Oku »

Sessizlik

O gece Ayışığında Kayalıkların kuytu karanlıklarında Kovuklu ağaçların uykusunda Yılan ıslıkların kalabalıklarinda Sinsi bir sessizlik Ürkütücü bir sessizlik vardı Kendine küs kalmıştı Kendine geç kalmıştı Dil bilmez Yol bilmez Iz sürmezdi El gibi Yaban gibi Ben gibi…

Devamını Oku »

Rüya

Sesi bıçak keskinliğinde, Kış ayazı vardı Bir tek gözleri; Gözleri çocuk bakardı Yüreğim ılıdı Bir avuç Tanıdık toprağa Basıyor gibiydim Uyandım Bellekte acının tortusu, Hasretin kabuk bağlamış Hüznüne sarmalandim Gece gündüze yakındı

Devamını Oku »

Ben Doğuyum

Birileri ardımdan izler bıraktığımı sanıyordu Oysa ben, ileriye izler düşüyordum ; sözcüklerimle, Durduğum Doğduğum yerde Ben doğuluyum Kabullenir ve inanırım Işığı sever, gölgesine baglanirim Ömrünü büyütecek , Nice hayatlardan yalnizliklarim var Yaşama ,aşka ve kavgaya dair; Türkülerim ve ağıtlarım var ...

Devamını Oku »

Kum Saati

Kırıldı işte Yüreğimin kum saati Ne eksilttiklerim kaldı , Ne de biriktirdiklerim Ak göğsünde zehirli yüzüktür çocukluğum Savrulurdu sokaklarına kum taneleri Ve düne dair , Değişmeyen tek gerçek; gözlerin, Ve hep bir daha Bir daha yenilen ben. Kendi hükmümü kendim ...

Devamını Oku »

Kendisi Kalanlar

Heval Muzeyyen ve her daim cocuk kalanlara ithafen… ” Sokrates’e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da; çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demis.” Montaigne Zaman geçmişi sırtlayıp, Kucağına taşıyordu yarının Ve bir çocuğun bakışları ; Takılıveriyordu ...

Devamını Oku »

(T)uzaklar

Ve Tanrı kendi suretinden suretler yaratti. Adını insan koydu. Ekin ekip biçsin, soy sürsün dedi. Ve insan kendinden acılar yarattı. Sonrada oturup; acılarına şiirler yazdı, ağıtlar yaktı… … Herkeslerin bir uçurumu vardı Ben uçurumlarımı koynumda sakladım Bir ömre, ömürler dizdim; ...

Devamını Oku »

Çocukluğum(uz)

Kuş kadar canlarıyla; dünyanın yükünü kaldiranlara, ve hep çocuk kalanlara … Bir sonbahar rüzgarında Kirli bir şafakta Bir sabah, Onun adına karar verdiler Yaşamı Zamanı Ve anılarını çaldılar -Içimden birşeyler kopuyor Terk ediyordu beni- Sonrasi zemheri mevsimlerdi Yasaklı düşler ikliminde ...

Devamını Oku »

Tiyatro

O gece ay çıkmadı Intihar saatleriydi Aşkın doyumsuz açlığı Ve ölme istemi – Şimdi buradan geçmiş Ve iz bırakmış gibi – Zebani çığlıkları Kulaklarıma taşıyordu Taş gibi ağır Ve dilsiz gecelerin yalnızlığında Yürekte taşınan buruk bir gülümseme Ve yarim kalmış ...

Devamını Oku »

Tanrının Gizli Alfabesi

Kendimizde gerçekleştirmeye cesaret edemediklerimizi ne diye yazardık ki… Bu bir acizliğin, yetmezliğin dışa vurumu mu yoksa ikiyüzlülüğümüzün yazılı bir itirafı miydi? Yaşadığımız, yaşamaya çalıştığımız herşey, bir bir hakikate ulaşmak içinse ; kendi kendimize cevap verebileceklerimizi neden başka yerlerde ararız? Neden ...

Devamını Oku »