Anasayfa / Yazar Arşivi: Mehmet Gezen

Yazar Arşivi: Mehmet Gezen

Mehmet Gezen
Kuşca'da doğdu. Danimarka'da yaşamakta.

Zafer kazananlar muzaffer değildiler

“Ve onlar derin bir uykuya daldılar” Zamanın Duvarlara çarptığı Gümüşsü Bir gecede Acının Koynuna bıraktım Tüm sevdalarımı Yüreğim Kor yangın yeridir Demlenirdi şimdi Tüm zamanlar Ayaza tutulan Yaraların gölgesinde Zafer kazananlar muzaffer değildiler

Devamını Oku »

Sürgün

“Suretini camın içinde bulmadan Bir bardak su ile sussuzluğumu dindirmem” Hallac-ı Mansur Unutulmuşluğun Ve kaybolmuşluğun kapısında Bir kapı eşiğinde Bir çift ayakkabı Unutulmuş Terkedilmiş gibi Ters Yerini yadırgar gibi Mutluluğun pınarında Kuraklık Toprağından koparılmış Köklerinden sökülmüş Izinden ayrılmış Suskun Dili ...

Devamını Oku »

Adımdan harf eksilttim

Yüzüme dokuduğum bütün izlerde Kırdığım tüm mühürlerde Adımdan harf eksiltmelerimde Geride kaldığımı Geriye düştüğümü sanıyorlardı Oysa ben Dudağımda buruk bir gülümseme Onurum avuçlarımda Başım dik Bir adım önlerinde yürüyordum Sessiz Sedasız Bir şekilde Kimseye dokunmadan Kimseleri incitmeden Dokuduğum her bir ...

Devamını Oku »

Hata ve yalan kıskacında hakikati aramak

“Onlar duvar ördüler. Ben, sarmaşık misali; tutunduğum duvarlara tırmandım ” Hataların telafisi vardı, affıda olurdu. Sonuçlarından ötürü zarar vermiş, zarar  görmüş, kaybetmiş  ya da kaybettirmiş olsada, bilmeyerek, istemeyerek yapılmış olmasından dolayı;  saf ve masum bir tarafı vardı. Var olani güçlendirmek, ...

Devamını Oku »

Insan toprağında yeşerirdi

Zaxe ve küçüğüne ithafen Ilkin tohum olmalıydım Toprağa serpilmeli Toprağa tutunmalıydım Yağan yağmurlarda ıslanmalı Islandıkça genişlemeli Genişledikçe Toprağın karnını yarmalı Filiz olmalıydım Filizlendikce Güneşe uzanacak Toprağa kök salacaktım Toprakla buluşacak Başağa duracaktım Olgun bir başak gibi Güneşe boyun eğecek Tekrar ...

Devamını Oku »

Varolmanın sancısı

Kendi gerçeklikleriyle yüzleşemeyenler, kendi gerçekliklerinden sürekli uzaklaşırlar. Uzaklaştıkları, kaçtıkları, kendi gerçeklikleridir. Sürekli bir diken, tedirginlik halleri vardır. Maskelerle gezerler. Kaçtıkları gerçekliklerini; bir vebal, bir günah olarak görürler. Acıyı bedenlerinde hissederler ama ,ruhlarında duyumsamazlar. Hatirlamak istemezler. Belleklerini yitirmişlerdir. Belleksiz cesetler gibi ...

Devamını Oku »

Eğilmesin baş

Kavuşmasın eller Zincirler koparılsın Gemler boşalsın Bentler yıkılsın diye Yaşam denilen döngüde Bir hakikat arayışında Tüm ad koymalarımda Anlam ve mânâ arayışlarında Tek sığınağım Huzur sokağım Bir çocuk yüreği Hayatın örsüne bıraktım Dövüldükçe dövüldü Dövüldükçe dövüldü Çekiç ile Balyoz ile ...

Devamını Oku »

Yitirilmiş seslerin özgürlük kokuları

Yitirilmis zamanları, kaybolmuş sözleri, unutulmuş mekanları ve metruk yapıları seviyorum. Bazen zamanlara ve mekânlara doğru yolculuk yapıyorum. Kayıp sözleri dinliyor, viran mekanlarda ağırlanıyorum. Yitirilmiş seslere ağlıyorum. Bu mekan ve zamanlara yaptığım yolculuklarda, ses ve sözcüklerdeki her bir duyuş ve dokunuşta, ...

Devamını Oku »

” Ben ölmek istemiyorum, acılarımdan kurtulmak istiyorum “

Derler ki: Evvel zaman içinde daha seslerin ve sözlerin; tılsımını yitirmediği, sözün seste vücud olduğu, beden bulduğu, daha onurun eğilmediği, değer verildiği bir devranda ; sevdaların acı ve kederden olgunlaştığı , acılara sahip çıkıldığı ve kavgalarının verildiği sevdaların; gelişip büyüdüğü ...

Devamını Oku »

Yağmurun rengi değişti

Hakikate uzak değildim Bilakis; Hakikate ne kadar yakın durulursa, Ben o kadar yakın duruyor ; Hakikat benim içimde, Ben hakikatın içinde yaşıyordum Öylesine söylenilemezdi her bir söz Öylesine yazılamazdı da elbet her bir mısra Lâkin; Deşilmeyen yaraların acısı geçmezdi. Deşmeliydim ...

Devamını Oku »

Biraz onur

” Beni sana getiren yoksulluk muydu Istekleri basitse, kimse yoksul değil Dürüstü ve özgürü onurlandırabiliyorsan, Beklediğim, onur vermen, başka bir şey değil” Ömer Hayyam Herşeyin içiçe girdiği, birbirine karıştığı, tüm karşıtlıkların birbirleriyle mücadele ettiği; zamanlar yaşıyoruz. Iyi ve kötü, güzel ...

Devamını Oku »

Bir yaşamın önsözü ve son sesi

” Sese söz oluşlarımda; dünyanın tüm çirkefliklerini ve çirkinliklerini güzelleştirdiğimi düşünüyor ve ruhumu tüm bu çirkefliklerden ve çirkinliklerden uzak tuttuğumu, arındırdığımı görüyordum.” Ruhumu ve bilincimi artık terbiye ettiysemde, bir takım sesler, bir takım renkler, beni ben yapan, ruhumda ve yüreğimdeki ...

Devamını Oku »