Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Fehmi Sütçü / Aydınlanma prensi

Aydınlanma prensi

Aydınlanma prensi olarak bilinen VOLTAİRE son derece karmaşık bir hayat sürmüştür. Bu karışıklık doğumuyla birlikte başlamış ve hayatı boyunca yakasını bırakmamıştır. Uzmanlar onun nerede ve ne zaman doğduğu ve babasının gerçekten öz babası olduğu konusunda hem fikir değildirler. Bu belirsizlik hala devam etmektedir. Süt ninesi o doğar doğmaz, yaşamayacağını sandığından hemen vaftiz etmiştir. İkinci vaftizi bazı güçlüklere yol açmıştır. Görüldüğü gibi Voltaire, tanrı ile olan ilişkisinde ve daha sonra hayatı boyunca tartışacağı tanrı ile doğumuyla birlikte sorunlar başlamıştır.

Voltaire ruhban sınıfıyla hep kavgalı yaşamış, kiliseye aşırı itaatkar olan dünyevi güçlerle hep kavgalı ve mesafeli durmuştur. Uzun bir süre hiç bir yerde rahat bir hayat sürmez. Oturduğu yer olan Paris ona yasaklanır. Zaman zaman bastille kalesine zindana atılır. Ama orada cezaevi müdürüyle birlikte yemek gibi bir ayrıcalığı elde eder. Ona iftira edilir, sürgüne gönderilir, eserleri yakılır ve yasaklanır. Kitapları dinsiz ve rezil olarak kabul edilir. Zehir saçan biri olarak görülür ve herkes ona karşı uyarılır. Onun gibi tehlikeli ve zehirli birinin doğumuna neden izin verildiği bile tartışılır. Voltaire tüm bunlara rağmen, bunun kişisel kaderi olmadığını, sadece felsefesinin görüldüğü her yerde kovuşturmalara maruz kaldığını düşünerek kendisini avutur. Eserlerinin çoğunu başka adlarla yazmıştır. Yeri geldiğinde bunu inkar etmeye mecbur kalmıştır. Hristiyanlık için şöyle demiştir ‘ Ben seve seve bu dinden olmak isterim, bir acı çeken olmak istemem. Tanrı bizi zevk alabilelim diye dünyaya getirdi, bütün bunların dışındaki şeyler yavandır, iğrençtir ve acınacak bir durumdur.’ Bu düşünceleriyle iyice ünlü olur. Bir ömür boyunca hemen hemen kıtanın fikir hükümdarı olur. Çağdaş filozoflardan Dilthey Voltaire’i ‘ bütün insanlar arasında en dinamik ve en canlısı olarak över’. Tanrıdan çok dünyayla kişisel, birebir ve yazılı bir ilişki içinde olur. Kendisinden 20.000 yakın mektup ve sayısız eser kalmıştır. Romanlarının bir çok baskısı çıkmiştır. Buna ek olarak tiyatro eserleri ve dramları vardır. Ve bunlar insanların hayranlıkla seyrettiği eserlerdir. Goethe onun için şöyle demiştir ‘ Dünyanın eylemlerini parlak bir tarzda dolduran her türlü yetenek ve beceriye Voltaire malikti, ve o bu sayede ününü bütün dünya ya yaymiştır’. Voltaire’n mücadelesi düşünce özgürlüğü, hoşgörü, sabır, barış ve insanın mutluluğu içindir. Nietzsche herkese bakarak onun için ‘ insanlığın en büyük kurtarıcısı demiştir’.Voltaire’n en büyük düşmanı kiliseydi. O hristiyan öğretisinin acayipliklerini ortaya çıkarmakla uğraşmıştır. Dünyanın kutsal yalanlarla dolu olduğunu ve bu tabloyu gözler önüne sermiştir. Ona göre, kilise akıllı bir tanrı yerine bir ucube yarattı. Tanrı dünyayı yaratırken saf ve temiz bir insan nesli meydana getirmek için değil, tersine haydutlarla, kötülüklerle ve yalanlarla donatmiş ve dünyanın yarısından fazlasını suda boğmuştur. Ona göre bağnazlık çok daha tehlikeli ve bozucudur. Hristiyanlık dini, 17 milyon dan fazla insanın hayatının yok olmasına sebep olmuştur. Onun için ‘tanrıya her sabah ve gece bizi bağnazlardan koruması için yalvarmalıyız’ der. Her akıllı ve iyi niyetli birinin hristiyan dinini nefretle görmesi gerektiğini iddia eder. Filozofların bir gün ön plana geçeceklerini ve bunu önleyeceklerini, ve bunun hazırlığının yapıldığını belirtir.Voltaire’n hritiyanlıkla olan mücadelesi hiç bir zaman din dışı bir zihniyetin, önyargı ya da dinsizliğin bir sonucu olarak oluşmamıştır. Tam tersine hristiyanlığın insanların çıkarlarına ters düştüğü için yaptığı söylenebilir. Voltaire’n tanrısı kesinlikle tevrat ya da incilin tanrısı değildir. Tanrının kendisini insana duyurması için, özel bir vahiy e ihtiyacı yoktur. İnsan doğası gereği, tanrıyı bulmaya yeteneklidir. O yüzden tanrı üzerine ne kavrayabiliriz ya da ne söyleyebiliriz. Voltaire bir tanrı ispatı ileri sürer. Bir şey vardır, o halde ebedi ve sonsuz olan bir şeyde vardır. Çünkü hiçlikten ancak hiçlik varolabilir. Bir şeyden ancak bir şey varolabilir. Tanrı sonsuz mudur, o her yerde midir, ya da hiç bir yerde midir ya da hiç bir yere bağlı değil midir. Bu tür sorulara sınırlı bilgimizle cevap bulamayacağımızı söyler. Ona göre, metafizik kuşkuların ve belirsizliklerin alanı ve ruhun romanıdır. Metafizikte biz yalnızca olasılıkları hesaplayabiliriz. Orada kıyısını asla göremeyeceğimiz bir denizde yüzer, kulaç atarız ve bu da normaldir. Zira beşbuçuk kadem boyunda ve aşağı yukarı 2,54 santimetreküp tutan bir beyne sahip hayvanız. Bilgisizliğimizi ve cahilliğimizi aşarak, yüreğimiz adil bir tanrının varlığını bize söyleyecektir.Voltaire, tabiata ve dünyaya kuşkuyla bakar. Tabiat sonsuz derecede hatalar yapmaktadır. Ona göre sakat doğumlar, veba, zehirler, ıssız bölgeler, üst üste yaşanan felaketler ve savaşlar, düzenin yanında bir çok düzensizlik vardır. İnsan hayatında durum bundan pek farklı değildir, bireyin maruz kaldığı hastalıklar, sahip olduğu kötülükler, ölüm ve lanete mahküm oluşlar. Kısacası tarih kanlı bir sahneden oluşuyor ve budalalıklardan oluşan bir yığından ibarettir. Leibniz’in aksine ‘ dünya mümkün olanın en iyisi değil, o bütün dünyaların içinde en kötüsüdür. Mutluluk sadece bir düştür ve sadece acı gerçektir, seksen yıldan beri bunu hissediyorum ve kendimi buna vermekten başka bir şey bilmiyorum, ve tatarcıkların örümcekler tarafından yenilmek için, insanların acı tarafından yok edilmeleri için yaratıldıklarını söylemakten başka bir şey yapmıyorum, bu dünya bir işkence yeridir’ der.Voltaire göre kişinin dünyadaki varlığının anlamı, hiçlik dediğimiz şey, şu bir yığın saçma sapan varlıktan daha iyi değilmidir. Onlar durup dinlenmeden tekrar yok olmak için yaratılır. Yeni doğanlar, diğerlerini yutmak ya da yutulmak içindir. Yaratılan bir sürü hayvan ve akılla donatılmış şu kalabalıklar, acı vermak ve kötülükler için yaratılmış, ve diğer yanda ender olarak aklı başında olanlar. Bütün bunların anlamı nedir. Bunu anlayabilen, anlasın. Tanrı tarafından yaratılan bir dünya da bu kadar saçmalık varken, tanrının iyiliğine nasıl inanabiliriz. İyi ve kötü kaos olarak kalır. Çevremiz ve içimizde bulunan her şey bir bilmece, geriye sadece özveri kalır. Ne olduğumu, nereye gideceğimi, benden neyin olmayacağını bilmezsem duygusuna kapılırız. Dünya insan midesini bulandıran boş gurur yığınından ibarettir. Can sıkıntısı, havanda su dövmek, zamanı doldurmaktır hayat. Kaderin gelişigüzel attığı toplarız yerkürede, hepimiz pisliğin üzerinde yaşıyoruz ve ona ortak oluyoruz ve temizlemek gibi bir niyetimiz yok. Voltaire göre ‘ Sadece felsefe temkinli ve soylu ve sessiz bir düşünüş olarak bize yardım edebilir. Felsefe iyi bir şeydir, ve kişiyi iyi olmaya yönlendirir. Ruhun dinginliğini sağlar. Felsefe ye kararlı olarak girilmeli ve cesaret edilmelidir. Felsefe buna değer.’İnsanlığın ortak bahçesine bir gül bırakan Voltaire’i hayranlıkla selamladıktan sonra bir sonraki yazıda buluşuncaya dek, dostluk ve içtenlikle…….

x

Check Also

Tarih ve Diyalektik

Georg Wilhelm Friedrich HEGEL (1770-1831) yılları arasında yaşadı. Almanya’nın Tübingen şehrinde din bilimi çalıştı. Bir ...