Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Necati Gezen / Bir genç yaşamın trajik öyküsü

Bir genç yaşamın trajik öyküsü

Her zamanki gibi, arkadaslari ile birlikte o cok sevdikleri, bütün köyü böylesine güzel muhtesem gösteren tepede oturup söylesiyorlardi. Yillardir bekledigi o iyi haberi arkadaslari ile paylasacakti. Sabirsizlaniyordu bir an önce arkadaslarinin kiskanacagi o haberi vermek istiyordu. Konuya hemen girmek yerine biraz bekledi sohbetin koyulasmasini istiyor daha sonra onu cok mutlu eden haberi dile getirmek istiyordu.

Köyde yasayan genclerin neredeyse hepsi onun aldigi o haberi kendileri icinde, umutla bekliyorlardi, cünkü büyükleride öyle yapmislardi, onlarda ayni umudun yolculari olmuslardi. Bir zamanlar suyunu, topragini hic bilmedikleri gurbet diye tabir ettikleri dis ülkelerde umut arayan o büyüklerin umut arayisi onlarinda umudu olmustu ve bu böyle sürüp gidiyordu. Durumun böyle olustugundan dolayi artik köyde yasayan hatta sehirlerde yasayan cogu gencler geleceklerini buna göre yapmalari gerekiyordu. Tepede oturan gencler köyü yukaridan seyrediyorlardi. Belli bir hareketlenme yoktu köy icerisinde, kasaba olmasina ragmen hersey duragandi. Görünürde hic bir canli bir etkinlik yok gibiydi… Bu neden böyleydi onun üzerine düsünmeyi, hic aklina getirmiyordu. Artik söylemek istiyordu, gözünü uzak olarak görünen en ileri noktaya dikerek, ve kendisini digerlerinden farkli görünür durumuna koyarak, \”arkadaslar nihayet bekledigim haber geldi, yakinda bende yolcuyum, avrupaya gidiyorum\”… Akrabalari onun gelmesi icin epey ugrasiyorlardi, sonunda bir kizi bulup ikna etmislerdi, nisanlanmaya razi etmislerdi. Kizi hic tanimiyordu ancak kimlerden oldugunu biliyordu. Ait oldugu aileyi düsündü, pek parlak olmasada iyi fena degil diyordu. Hani önemlide degildi, önemli olan avrupaya bir ayak atmak diyordu. Yalniz o degil, diger hemen hemen bütün gencler ve ailelerde öyle düsünüyorlardi… O konusurken arkadaslarida farkli farkli düsüncelere daldilar, kimisi keske ben olsaydim, digeri neden bizimkiler o kizi kendisi icin daha önce düsünmemislerdi, diye icten ice icerlendi. Bir baskasi nasil olurda o arkadasi bile gidebilecekse, neden ben gidemiyorum diye kendi kendisine hayiflandi. Iclerinden bir baskasida vardiki, onlarin sevinci onu hic ilgilendirmiyordu, hatta onlara acinacak gözlerle bakiyordu. O ise sevincini anlatirken, arkadaslarinin yüzlerini bakip sanki onlarin ne düsündüklerini tahmin edebiliyordu. Ama kendisini farklilastirmis bir sekilde konusuyordu, umurunda degildi arkadaslari, önemli olan oydu. Bu böyleydi, yöresel toplum kültürü bu hale getirmisti insanlari. Yani benim oglum veya benim kizim avrupaya gitsinde, ne ve nasil olursa olsun, isterse akrabaliklar bozulsun, isterse dostluklar tükensin hic önemli degildi, yeterki benim dilegim yerine gelsin. Bencillik ve bireycilik o kadarki, bugün bir köydeki her evde, aile ve akraba yapilarinda yaralanmalar, ezilmeler, küskünlükler had safadadir. Kimsenin bu durumdan fazla sikayetci olduguda dogrusu görünmüyor. Durum artik böyleydi, eskidendi o bir evde sorunlar var ise büyükler veya bilenler duruma müdahale edip bir sekilde yanlislari önlesinler. Köy insanlarinin biri birlerine karsi olan manevi sevgide, var olan hatiri sayilir büyüklerin, köyler icerisinde yarattiklari sevgi ve baglilik, duygularindan kaynaklaniyordu. Artik durum farkliydi, degismisti, cok sey degismisti, dünya degismisti.Tepede oturanlar evlerine dogru gidiyorlar, o ise arkadaslariyla sanki son kez bulusuyormuscasina, ayrilarak evine dogru gitti. Hemen hazirlik yapmak istiyordu, oysa daha yalnizcana söz almislardi. Ici icine sigmiyordu, evde anasi ve babasi vardi, onlara soramazdi, komsu kizina gitti söz aldigi kizi taniyip tanimadigini sordu, tanimiyordu ama bir dügünde görüntüsünü görmüstü, iyi güzel dedi. Tamam bu yeterliydi güzel olmasada olur yeterki iyi olsun diye düsündü. Zaten bir cok evliliklerde bu sekilde oluyordu, birisi bir digerini görüp, bir baskasini deyipde olmuyormuydu? Benimkide böyle olursa ne olurki, önemli olan bu sans, diye tabir ettidigi durumu iyi degerlendirmekti.Artik kendisine göre vize bekleme telasina girmisti, oysa daha hic somut bir adim bile atilmis degildi, daha nisanlandigi kiz ile hic bir sekilde görüsme yapmamisti. Kendisini bu ise öyle kaptirmiski, artik ne olursa olsun tek amac olarak bu hedefi sectigi icin, ne olup olmadigindan hic haberdar degildi. Oysa diger tarafta bambaska olaylar gelisiyordu. Nisanli oldugu kiz, daha bu nisandan bile haberi yoktu, annesi tarafindan diger tarafa söz verilmis, ve bu is böylesine kabul edilmis, diger taraftan kizin okulunu devam ettigini, bu sekilde bir birlesmeyi kesinlikle kabul etmediginden haberi yoktu. Kizin annesi hic kizina bile sormadan diger taraf ile kendisine göre bir anlasma yapmis, ve kizina haber verdikten sonra kavga baslamis. Ve bizim zavalli köyde yasayan gencimizin bu durumlardan habersiz, ne ne hayallere götürmüstü kendisini.Ertesi gün bizimkisi tekrar tepenin yolunu yutmus o tarafa yürüyüse gecmisti. O nu gören arkadaslari tepeye dogru yöneldiler, olumsuz gelismelerden haberleri var idi, zaten bu tür konular herkes tarafindan büyük merak uyandirir, duyulur ve takip edilir, ancak bunu arkadaslari, belli etmemeye calisiyorlardi. Kendisinden duymak istiyorlardi. Her zamanki gibi yanyana oturup köyü kusbakisi seklinde seyrettiler. Hepsi suskundu onun konusmasini bekliyorlardi, ve bir süre sonra aralarinda birisi, \”ne oldu senin isin\”? diye soruverdi.Cok üzgün oldugunu belli etmemek icin,\”Öbür tarafta kücük bir sorun cikmis, onu halletmeye calisiyorlar, hal olduktan sonra allahin izniyle gidecem\” dedi. Iclerinden birisi onun iside bizimkisi gibi, Allahin isine veye iznine kalmis diye düsündü. Hepsi susmus birsey demiyorlardi. Söyleyecekleri sözler onu üzebilirdi. Halinden fazla sikayetci olmayan, dahasi avrupaya cikmayi hic düsünmeyen bir arkadasi, oturusunu degistirip, gözlerini ona cevirip ona seslendi.-\”Duyumlara göre kizin, köyden birisiyle evlenmeye gönlü yokmus, seninde bu durumda israrli olmana gerek yok, kalmiski sende tanimiyorsun onu, onun nasil biri oldugunu bile bilmiyorsun, benim duyumuma göre avrupa kültürüne yatkin bir kiz imis, bu is olsa bile zorla yapilmis olacak buda ne sana, nede ona bir hayir getirir, onun icin üzülmene, düsünmene gerek yok\”. diyerek arkadasini teselli etmeye calisti. Bu sözleri dogrusu ne o nede digerleri begenmemisti. Ancak o susmadi digerlerindeki o ilgisiz yüz ifadesini görünce sözlerine israrla devam etti.-\”Arkadaslar ne oluyor sizlere? mecburmusunuz gitmeye? bizler burada dogduk ve buraliyiz yasamizi burada sürdürmeye ve buradaki yasami güzellestirmeye ve yasanilir hale getirmekle yükümlüyüz. Calisma olanaklarimiz kisitli olabilir ama karnimizda ac degil. Bizler daha genciz okuyup kendimizi gelistirmeliyiz, olumlu idealler ve amaclar edinmeliyiz, böylelikle olumsuzluklara karsi kendimizi donatip onlara karsi mücadele etmeliyiz. Bunu yaparsak avrupaya gitme sevdasini icimizden atmis oluruz. Bu topraklar, bu daglar, bu tepeler bizimdir iyide olsa kötüde olsa bizimdir önemli olan bizim buralara dogru sahip cikmamizdir. Sizin olmayan yerlere gidip, orada yasamayi istemek, ne kadar büyük bir kayip oldugunun farkindamisiniz?… Idealist arkadasi konusurken o, daha önce fazla ilgilenmedigi arkadasini, candan dinlemeye baslamisti, bununla beraber farkli düncelere daldi. Adeta bir sevda gibi yürekleri heyacanlandiran, bu avrupaya gitme sevdasinin, anlamsizligini düsündü. Hakli olarak tanimadigi yani kendisiyle evlenmek istemeyen bir kizi, neden kendisinin isteginin anlamsizligini düsündü. Ve öyle bir sey olduki, sanki beyninden vurulmasi gibi, gitme arzulari hizla erimeye basladi. Etrafindaki görünen o muhtesem alanlara bakarak kendisine gelmeye basladi ve arkadasini daha icten dinlemeye basladi. Digerlerininde onu icten dinlediklerini görünce, dahada huzurlu olmaya basladi. Idealist arkadasi konusmasina devam ediyordu,\” Arkadaslar yasadigimiz topraklarda biz daha dogmadan, uzun süre önce baslamis ve hala tüm hiziyla devam eden bir özgülük hareketi var. Ve bu hareket ülkemizin yasanilir bir duruma gelmesi icin, herkesin esit hak ve hukuka sahip olmasi icin, zor ve zulmün ortadan kalkmasi icin, insanlarin kendi topraklari üzerinde yasam imkanlarinin bulabilmesi icin,insani gelisme icin, her turlü imkan ve olanaklarin herkese yaratilmasi icin, ve herseyden önce kendi ülkesinde onurlu ve gururlu yasayabilmesi icin, südürülen bir mücadele var. Bu durumu kavrayip özümseyerek kendimizi gelistirebiliriz. Böylelikle kendimizi o sahte hayallerden kurtarip yasamimizi daha anlamli kilabiliriz\”. Arkadaslarinin can kulagi ile kendisini dinlediklerini görünce, bir öneride bulunmak istedi.\” Arkadaslar gelin bundan sonra, her bu tepede bulustugumuzda, avrupaya nasil gideriz konularini konusacagimiza, kendi ülkemizde neler olup olmadigina gelismeleri takip ederek, bu konuda biribirimizi aydinlatalim. Gazeteler, dergiler, kitaplar okuyalim, ülkemizin neden geri kalmisliginin sebeplerini arayalim. Bizim gibi genclerin nasil korkusuzca ve kahramanca ülkemizin daglarinda vurustuklarini konusalim. Onlarin mücadelesini birbirimizle konusarak takip edelim. Onlar kadar olamasak bile, kendi alanlarimiza güzelligi, dogrulugu ve sevgiyi dagitalim. Bu hicde zor degil istiyorsaniz böyle sözleselim ne dersiniz\”? Herkesten önce o kabul etti. Tamam dedi ve konusan arkadasini isaret ederek, \”arkadasimiz dogru konusuyor, ne bu yani aklimiz fikrimiz hep avrupaya gitmekde. Aklimiza baska bir sey gelmiyor, hep avrupa avrupa, hic oradaki imkanlar neden burada yok diye düsünmüyoruz. Birazda bu konular üzerine düsünelim\” diyerek \”ben arkadasin önerisini kabul ediyorum siz ne dersiniz\”? diyerek arkadaslarina sordu.Hepsi bu öneriyi onayladi ve daha sonra hepsi farkli bir keyifle ayaga kalktilar. Daha önce her zaman ellerini ceplerine koyarak tepeden ayrilan gencler ilk defa birbirlerin ellerini sikarak ayrildilar ve eller cepte degil, farkli ve gururlu bir halde kollarini sallayarak, tepeden asagiya inerek evlerine dagildilar. Bizimkisininin durumu kendisininde anlamadigi bir güzel hal durumuna sokmustu, hos bir hava sarmisti. Evine dogru giderken gercektende kendisini ne bos hayallerle oyaladigini düsündü, ancak dedi bunlar benim degil, bana bunu sürekli ailemdekiler dayatiyor. Anam ve babam illa avrupaya gitmemi istiyorlar dedi, ve ise önce onlardan baslamam lazim dedi. Bir an önce ailesini ikna etmeye bunun zor olacagina biliyordu ama onlara beni düsüneceklerine kendi huzurunu düsünmelerini söylecekti.Eve geldi, ilk isi anasina diger cagirarak, kisa ve öz olarak \”ana o kizin ailesine telefon ac, benimde bu sözlesmeden vazgectigimi söyle\” . Anasi anlamadigini ne demek istedigini sordu. Ana dedi,\”ben artik farkli düsünüyorum, karar verdim artik avrupaya gitmek istemiyorum, hem zaten kizda istemiyormus, ne diye isi zorluyalimki\”. Anasi saskin saskin ogluna bakiyor, sözlerine anlam veremiyordu.\”Olmaz dedi kizin anasindan haber bekliyoruz, anasi kizi ikna etmeye calisiyor, bu is olacak\” dedi. Oglan anasinin elini tutarak,\”ana bu is iknayla olacak is degil, sen simdi telefonu al ve söylediklerimi onlara söyle, bu isi benimde istemidigimi söyle, yoksa ben telefon acar kendim söylerim\” diyerek bir cikis yapti. Anasi istemiyerek telefona yöneldi, ve numaralari cevirdi, karsidaki gelen sese merhaba der demez, karsi taraf \”daha kizi ikna edemedim ama edecem merak etmeyin, böyle ikide bir telefon acmayin kiz rahatsiz olacak dedi\”. Anasi bunu duyunca oda öfkelenerek, \”ikna etmenize hic gerek yok, benim oglanda bu isin olmasini istemiyor, onun icin telase yapmaniza gerek yok, ugurlar olsun\” diyerek telefonu kapatti. Anasi kendisini disariya atti, o ise üzerinden büyük bir yükü atmis gibi rahatladi ve derin bir nefes cekti. Artik bos hayallerle ugrasacagina, zamanini daha önemli konularla gecirecekti. Aksam yatagina dogru yöneldi ve eline bir kitap alip okumaya basladi. Az süre sonra anasi odasina geldi, oglunun yanina oturarak,\”Ogul sana ne oldu neden böyle aniden vazgectin\”. Anasinin üzüntüsünü görünce dogrulup,\”Hic bir sey olmadi ana, yalnizcana \”kendim\” oldum. Sen üzülme oglun ortada kalacak bir insan degil, hem ben evin tek oglaniyim bende gidersim sizin haliniz dahami iyi olacak. Ben burada sizlerle birlikte kalip daha verimli isler yaparim sen hic üzülme canim anacigim, bu avrupa telasesini evimizin icinden cikaralim artik ana, sen simdi babamin yanina git baska konulari konusun\”. Anasi oglundan farkli bir güc alarak, onun durusunu sanki kabul ederek odadan ayrildi. Oda kitabini bir kenara birakip, bos telaselerden yorulmus olan beynini dinlendirmek icin hos bir uykuya daldi. Not; Bu hikayeyi bir süreligine turist olarak, danimarkaya gelen bir genc ile yaptigim konusma ve söyleyisi, sonucundan kisa bir hikaye olarak, derledim. Inaniyorumki, bu hikayedeki, olan olaylar bir cok bölgede yasaniyor. Ailelerin veya büyüklerin, genclerin yasamlarina müdahale etmedikleri sürece, görülecektirki gencler kendi durumlarini farkina varip, daha dogru yollara yönelecektirler. Yeterki onlara sevgiyle ve saygiyla yaklasalim, ve onlara iyi birer insan olmalarini ögretelim.Geleceklerinin kendilerinin belirlemesine firsat verelim, onlarla birlikte dogru yolda kalarak, yasamimizi renklendirelim.Selam ve saygilarimla

x

Check Also

Varolma Tutkum

Merhaba Dostlar Arkadaşlar. Geciklemeli de olsa, Varolma Tutkum kitabımızın tanıtımını tekrar yapmaya başlıyoruz. Zaman öylesine ...