Biraz onur

” Beni sana getiren yoksulluk muydu
Istekleri basitse, kimse yoksul değil
Dürüstü ve özgürü onurlandırabiliyorsan,
Beklediğim, onur vermen, başka bir şey değil”
Ömer Hayyam

Herşeyin içiçe girdiği, birbirine karıştığı, tüm karşıtlıkların birbirleriyle mücadele ettiği; zamanlar yaşıyoruz. Iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlış, onur ve onursuzluk, kahramanlık ve korkaklık, ihanet ve sadakat, günah ve sevap, adalet ve haksızlığın birbirlerini beslediği ve birbirlerini tükettiği bir zamanın içinden geçiyoruz.
Çok eski zamanlarda, eski devir ve devranlarda, sultanların ve padişahların, şahlarin ve kralların, mirlerin ve miranlarin olduğu donemlerlerde; saraylar ve kasrlar, hanlar ve konaklar vardı.
Ve bu mekanlarda dalkavuklar ve soytarılar, pişekarlar ve cambazlar, şairler ve ozanlar , kimisi kadin kimisi erkek, kimisi yaşlı kimisi genç, kimseler bulunurdu.
Bu kimselerin de efendileri vardı. Ona aittiler . Kendilerine ait tek sermayeleri elde ettikleri menfaatlerdi. Duygu ve düşüncelerini, vicdan ve merhametlerini, ahlak ve ilkelerini, onur ve şereflerini  yitirmislerdir. Korkaktilar. Efendilerin bir tek bakışı, bir tek sözü, onları titremeye yeterdi. Efendilerinin kılıcı kınında durduğu sürece ; onlar yumuşaktılar, kılıç kınından çekildiğinde de keskinlesiyorlardi. Ve bu böyle sürüp gidiyordu.

Adaletsizliği ve haksızlığı ilke edinenler, yol belleyenler, sırça köşklerde oturmak adına ; adaletsizliklerde ısrar edenler, bilmelidirler ki, onlar bu tutum ve davranışlarından vazgeçmedikleri sürece, o sırça köşkleri taşlayacak yüreklerde elbette olacaktır.

Cevapla

YADA

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Ve şimdi tüm kentler uykusuzdur…

Ölüm seni kuşattığında, tüm yollarına mayınlar döşendiğini gördün. Ne yöne gideceğini, nereye, nasil ayak basacağını ...