DALAŞMA

Feridun Hayati Ünüvar

Aslen Konya'nın Seydişehir ilçesinden. İvriz ilk öğretmen Okulu mezunu olduktan sonra Kuşca’nın Büyük Yayla ilkokulundan öğretmen olarak çalıştı. 1970’li yılların başında Danimarka’ya geldi. Danimarka’da Türkçe eğitim vererek öğretmenlik mesleğine devam ederken, sosyal danışmanlık eğitimini bitirdikten sonra, 5 yılda hukuk okumuştur.

Yazarın tüm yazılarını göster

İktidar ’evet’ derken, muhalefet neden ’’ HAYIR ’’ diyor ?

Elbette bunun bir çok sebebi var. Fakat ben, bunlardan önemli olduğu için sadece 2 tanesine kısaca, değineceğim.

1.)- ’’HAYIR’’ deniyor çünkü ;

Bu Anayasa Akp’nin bir ’’Dayatma Anayasası’’dır ve Meclis’ teki sayısal çoğunluğuna binayen çıkarılmış bir Dayatma Anayasasıdır, deniliyor.

Bütün demokratik ülkeler ANAYASA’larını hazırlarlarken, ülkelerinde yaşayan bireylerle, gruplarla, örgütlerle hiçbir ayırım yapmadan biraraya gelip istekleri-görüşleri alınıyor, asgari müştereklerde birleşerek birbirleriyle DİYALOG yoluyla uzlaşarak marjinal gruplar dahil tüm insanların hakları ayrıcalıksız bir yasayla güven altına alınarak, anayasalarını hazırlıyorlar.

Hal böyleyken ve bunlar bilinirken, neden ülkemizde böyle bir uzlaşıya şans verilmemiştir ?
Diyalog yerine ’’ DALAŞMA’’yı seçen meşhurlarımızın konuşmalarını yadırgamayanımız kaldı mı ?
Bu metodlar ve politikalar; devletimizin mi, milletimizin mi yoksa dış güçlerin mi ?
Bunun cevaplanmasını ve açıklanmasını kim istemez ki ?

2.)- ’’HAYIR’’ deniyor, çünkü ;

’’Yürütme, yargıya müdahale ederek; demokrasideki kuvvetler ayrılığı prensibini, ihlal ediyor’’ deniliyor.

Yürütme erki olan akp iktidarı diyor ki, ben yargıya müdahale etmiyorum.

Muhalefet diyor, HAYIR sen yargıya müdahale ediyorsun.

Vatandaş hergün televizyonlarda her 2 tarafın da karşıt görüşlerini-iddialarını seyrediyor, dinliyor ve bir kanaate sahip oluyor.

Vatandaş, yürütme erkini elinde bulunduran Akp hükümetinin; YAŞ toplantısı öncesi mahkemenin haklarında tutuklama kararı verdiği askerlerin tutuklamasını sağlayamadığını, görüyor. Üstelik, tutuklama kararlarının da iptal edilebildiğini, görebiliyor.
Vatandaş, diğer taraftan zanlı olarak hapsedilen Balbay, Doğu Perinçek gibi yazar ve parti başkanı gibi sivillerin de tutukluluk hallerinin devam etmelerine, akp hükümetinin bir ses çıkarmayıp yargısız infaz yapıldığına, göz yumduğunu zannediyor.

Vatandaş, bu icraatların hukuklu-hukuksuz olup-olmadığının muhasebesini yapmaya kalksa; vicdanlarımıza uzanan ellerin, DAMARLARIMIZDAKİ dolaşan kanı tahlil ettiklerini görüyor !

Yurdumuz Türkiye’yi kan kaybeden bir hastaya benzetsek, kurtarmak için kan aramaya kalksak, gereken kanı da bulamıyoruz, tesbitini de yapamıyoruz.

Zira akp iktidarı, tahlillerinde kanımızın; RH pozitif mi, RH negatif mi, O grubundan mı , A grubundan mı olduğuna bakmıyor ! Nasıl bir aletleri var ise ellerinde ? Hastayı kurtaracak kanın SOY’una, SOP’una bakılıyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken insanların kan gurubuna mı bakıldı acaba, diye düşünmeden edemiyor insan ! A grubu RH pozitif kana ihtiyacı olan ölümcül bir hastanın umurunda mı senin kanının Türk kanı, Kürt kanı, Ermeni kanı, Yahudi kanı veya erkek, dişi kanı olması ?

Pes doğrusu, yüce yürütme !

Demokraside olması gereken ’’yasama-yargı-yürütme’’ gibi 3 ayrı erkin, ülkemizde, gittikçe tek elde toplanmaya başlanmasını görmekten, huzursuz olmayanımız var mı ?

Galiba yalnız Akp ve hiyararşisi var. Onlar, bu 3 erkin de, Recep beyde toplanmasından, hiç de rahatsız gibi görünmüyorlar.

Ayrıca, halen yürürlükte olan ’’1982 Darbe Anayasası’’ nın ülkemizde, değişmesini istemeyen kimse yoktu. Muhalefet partileri dahil, her kişi , kurum ve marjinal gruplar dahil tüm insanlar bu ’’1982 Darbe Anayasası’’ nın değiştirilmesini istiyorlardı. Hal böyleyken Akp iktidarı neden muhalefeti karşısına alıp, didişmeyi seçti ?

Akp yürütmesinin karşısında olanlar, meydanlarda ’’HAYIR’’ kampanyasını neden bu denli önemseyerek yürütüyor ve iktidarla meydanlardaki halk ile diyaloğlarını, ’iktidar-muhalefet DALAŞMA’sına dönüştürüyorlar?

Yapılacak olan bu Darbe Yamalı Anayasayla, nasıl 2011 seçimlerine gidilecek ? Ne seçim barajı hakkında bir değişiklik yapıldı, ne de demokratik hak ve özgürlükler güvence altına alındı.
Bu halk oylamasının masrafı bir yana, bunların demokrasi adına yapılıyormuş gibi olması ve referandumla halka sorulmak istenmesi de tam bir komedi !

Komik olduğu kadar, komedileştirilerek tiyatrosu sahnelenmeye değer olan bu Anayasanın;
Eski adı ; ’’1982 Darbe Anayasası’’ydı.
Evet, çıkarsa 13 eylüldeki adı ; ’’ Darbe Yamalı, Akp Anayasa’’ sı olacak !
2011 seçimlerinden sonra vaat edilenler veya söylenenler doğru çıkarsa bu isim de değişecek..
Kim bilir ? Muhtemelen ;
belki T.C Anayasası denecek,
belki Türkiye-Kürdiye Anayasası,
belki Türkiye-Kürdiye-Ermeniye Anayasası,
belki Türkiye-Kürdiye-Ermeniye-Azeriye Anayasası,
belki de daha orjinal, çağdaş ve çok güzel şeyler olacak ! kim bilir ?

Demokratik Açılım’a ve yola devam..
’’Yolundan dönen, namerttir’’ hesabıyla, el-devam et-ül min-el yol !

Biz, birbirimizle Anayasayı dalaşırken,
ABD, komşumuzdan köşemizi dolaşdı!
ABD, hiç değiştirmediği Emperyalist Sömürge Anayasasıyla ülkemizi, bölgemizi ve insanlığımızı parçalamaya, bölmeye ve YUTmaya devam etmektedir.

Hepimiz el birliğiyle ABD’ye biraz daha yardımcı olalım !
Ne dersiniz ? Biraz daha gayret . Ha gayret, ha gayret !

PARÇALA BEHÇET, PARÇALA !

Elindekini parçala,
Evindekini parçala,
Çevrendekini parçala,
Ülkendekini parçala,
Bütün, güçtür parçala,
Dünyayı da, parçala.
Parçala Behçet parçala,
Parçala Recep parçala,
Parçala Şaban parçala,
Obama’yla parçala
… …
Yeşilçam’ı anımsat,
İnsanlara çalım sat,
Anayasayı da kısalt.
Verme muhalefete fırsat,
Boy-bos, soyuna-sopuna at,
Durma haykır, kır-dök yat
Parçalayıp, tümün sat,
Parçala Behçet parçala,
Parçala Recep parçala,
Parçala Şaban parçala,
Obama’yla parçala

Evet, Behçet’e her ne kadar ’’parçala’’ diyorsam da; sen, sen ol ne parçala, ne de parçalan !
Dünyadaki bütün bütünlerin, yutulması zor bir lokma olduğunu düşünerek; asgari müştereklerde, insani değerlerde ve evrensel hukuk normlarında bir dünya insanı olarak bütünleşelim. İnsanları ;
soyuna-sopuna,
boyuna-bosuna,
dinine-donuna,
diline, dişine,
kanına-rengine göre tasnif edip ayırmak, bir insanlık ayıbı ve suçudur.

Dünyamızda, bölgemizde ve yaşadığımız ülke dahil herbir yerde, her iktidarda ; baskıya, zülme, ırkçılığa, sömürüye ve diktatörlere karşı her zaman, yüreklice direnen insanlar olalım.

1982 darbe Anayasasının tamamen ortadan kaldırılıp, lağvedildiği ve yerine gerçek bir uzlaşıyla hazırlanmış demokratik bir halk Anayasanın yapılmasını istiyor ve ben de bu şaibeli tartışmaya ‘HAYIR’ diyorum.

x

Check Also

ALAMANYA GARDAŞIMI, NİYE GERİ VERMİYOR..?

Geri dönüp gurbetin kahrını, sıla özlemini, insan sevgini bi hatırlayalım. Sene 1961, ekim ayının son ...