Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Fehmi Sütçü / Kopernik devrimi-2

Kopernik devrimi-2

Bundan önceki yazıda Kant ın bilgi kuramından söz etmiş ve Kant ın Hume un şüpheciliğine hem doğal bilimler, hem de ahlak yönünden karşı çıktığını görmüştük.

Kant ın Hume un ahlaki şüpheciliğine cevabı bi çok açıdan, epistemolojik cevabıyla paraleldir. Kant ‘ yapacaksın’ (ahlaki zorunluluk) ın varlığını sorgulamadan kabul eder ve bu nasıl mümkündür.? diye sorar. ‘Yapacaksın’ mutlak bi yükümlülük olduğundan tecrübe ya da deney kaynaklı olamaz. Deneysel olan normatif olanı kapsamaz, ya da deneysel olan ve tecrübeye dayanan asla tamamen kesin değildir. Öyleyse ‘yapacaksın’ eylemi bizim kendi doğamızda bulunmalıdır. Bu koşulsuz ahlaki zorunluluk eylemlerimizin sonuçları için geçerli değildir. Sonuçta biz eksiksiz bi bilgi ya da kontrole sahip değiliz. Dolayısıyla bu ahlaki zorunluluk ahlaki niyetimizle bağlantılıdır. Bundan da anlaşılacağı üzre, Kant ın ahlak kuramı, ahlaki niyet üzerine kuruludur. Burada belirleyici olan eylemlerimizin sonuçları değil, aslında niyetin iyi olması gerektiğidir. Kant burada yararcı ahlakı savunanlardan ayrılır. Bu ahlak anlayışında, iyi davranışlar azami sayıda en fazla yararı (mutluluğu, hazzı) doğuranlardır. Kant ın ahlak anlayışı görev ahlakına dayanır. Ahlaki niyetimiz bi şeyi yapmak istediğimiz halde, sırf ahlaki yükümlülüğümüzle sınayabileceğimize inanır. Kuşkusuz acıyı, ızdırabı ve hoşnutsuzluğu savunduğu anlamına gelmez.

Kant hazza (hedonizm) dayalı her türlü ahlakçılıktan ne kadar uzak olduğunu gösterir. Ahlaki zorunluluk tıpkı zaman, mekan ve nedensellik gibi doğamızda mevcuttur. Tüm insanlar bu ahlaki yükümlülükle yüzyüzedir. Ahlak mutlak anlamda bağlayıcıdır. Platon mutlak ahlakı objektif fikirler üzerine temellendirmişti. Kant ise bunu özneye atfeder. Ahlak rasyonel bi varlık olan insanın temelinde yer alır. Davranışlarımız için temel dayanak noktası, davranışın uyduğu evrensel kural olmalıdır. Başka bi ifadeyle aynı zamanda evrensel bi yasa olmasını isteyebileceğin kurala göre davran. Yalan söylememenin evrensel bi kural olması gibi. Şayet bi fayda sağlamak için yalan söylersek, o zaman hem ahlaki, hemde gayri ahlaki davranışlar aynı temele dayanacaktır. Burada Kant ın amacı her ne kadar gayri ahlaki davranışlar belli unsurlara dayansalarda, bu unsurların evrensel kurallara dönüştürülemez olduğunu ispatlamaktır.

Kant ın meseleyi alış biçiminden, onun ahlaki yükümlülüğü evrensel düzeyde geçerli olduğu anlaşılabilir. Ahlaki bi davranışın ölçüsü, aynı durumda olan herkes için geçerli olmasıdır. Bu noktadan hareketle yalan söylemek doğru değildir. Çünkü yalan söylemeyi evrensel bi norm olarak kabul edemeyiz. İşe yaradığında herkesin yalan söylemesi doğru değildir. Örnek olarak, herhangi bi şeyi evrenselleştirmeye çalıştığımızda bi çelişki doğabilir. Mesela mali zorlukları atlatmaya çalışan birinin tutmayı düşünmediği bi sözü vermesi gibi. Yani verilen bi sözü tutmamak evrenselleştirilemez. Bunu bi kurala dönüştürürsek pratikte çelişkiler doğabilir.

Evrensel olabilecek kurallar temelinde, hareket etme şekli, başkalarına karşı kendi içlerinde bi amaçmış gibi davranma ilkesiyle bağlantılıdır. Hepimiz ahlaki açıdan başkalarına karşı, bizi sadece kendi amaçlarımıza ulaştıracak amaçlarmış gibi davranmamakla yükümlüyüz. Hepimiz kendi içimizde bi amacız, her ne kadar çoğunlukla insanları araç olarak değerlendirme durumunda olsak bile, insanları sadece bundan ibaret görmemeliyiz.

Kant siyasi kuramında ise, tarihsel nedenlerden dolayı insan ve toplum konusunda sosyolojik bi yaklaşımı benimsememiştir. Teorik çıkış noktası olarak toplumu değil, bireyi baz alır. Hazzın karşısına görev duygusunu, sonuçların karşısına ahlaki niyeti koyarak, kendini diğer siyaset kuramcılarından ayırır. Kant ın siyasi kuramında temel nokta bireyin kendi özdeğeridir. Herkesin ilke olarak eşit olduğu yasal haklar, siyasi kurum ve otorite, bu özgürlüğü ve eşitliği sağlamakla yükümlüdür. Bu yüzden Kant bireysel hakların savunucusudur. Bu savunusu, daha önce gördüğümüz, ne Thomas Aguinas örneğinde olduğu gibi, objektif doğal haklar felsefesine, ne de John Locke taki, özne merkezli doğal haklar felsefesine dayanır. Ona göre, bireysel haklar insanların vazgeçilmez özelliği olarak algıladığı şeye dayanır.

İnsanların ahlaki özgürlük içinde yaşayabilmeleri için gerekli şeyler, anayasal hükümet, köleliğin kaldırılması, ve eşitsizliklerin son bulmasıyla mümkündür. Bu şartların oluşması, bariş ve özgürlük içinde yaşamamızı sağlar. Tüm bunların gerçekleşmesiyle ancak, kendi kendimiz olabiliriz. Kant açısından en önemli nokta, insanlar için mümkün olabilecek en fazla özgürlüğün, bi insanın sahip olduğu özgürlüğü başkasınınkini ihlal etmemesi garantisi altında nasıl başarabileceğidir. Buna dayanarak, evrensel hukuk ve ebedi barış ilkesini formüle etmiştir. Ebedi ve sürekli bi barışın, gevşek devletler hukukuyla sağlanamayacağını, ancak uluslararası bi hukukla sağlanacağını ileri sürmüştür. Bugün ki birleşmiş milletler fikrinin dayandığı noktanın, Kant ın kuramına tekabül ettiğini söylemek mümkündür.” Adalet bi kişinin iradesinin, bi başkasınınkiyle evrensel özgürlük yasası çerçevesinde bağdaştırabileceği durumların toplamıdır.”

Kant, insan haklarını genel bi prensip olarak ele alan ilk siyasi düşünürlerden biridir. Aydınlanmanın temel prensiplerine uygun olarak herkesin doğuştan gelen ve ihlal edilemez haklara sahip olduğunu ileri sürer. Bu belirtilen haklar, rasyonel hukuk kavramıyla uyum içindedir, öznel olan yani bireye ait hakları formüle eder. Her insan aynı zamanda genel bi yasaya göre, diğerlerininde hareket özgürlüğüne denk düşen, en üst seviye hareket özgürlüğüne sahiptir. Devletin temel misyonu, insan hakları çiğnendiğinde müdahele etme hakkına sahip olmalıdır.

Kant ın sanata bakışı ise, Platon ve Aristo ya göre sanat olan ve olması gerekenin bi taklididir. Platona göre, olan ve olması gereken fikirlerdir (İDEALAR). Aristo ya göre ise, bu ikisi özler ve biçimlerdir. Platon ve Aristo ya göre estetik, nesnel bi temele sahiptir. Güzel olan iyi ve doğruyla bağlantılıdır. Kant a göre, hakikat ve ahlak arasında bi ayrım vardır. Estetik yargı aynı anda hem nesnel ve hem duygusal dünyamızla bağlantılıdır, ve yine de evrenseldir.

Kant ın felsefesi ne kadar anlaşılması zor ve karmaşık olsa da, Kant ın bi çok şeyi başardığı unutulmamalıdır. Kant fiziğin örnek teşkil ettiği modern empirik bilimi takviye etmiştir.

IMMANUEL KANT 1804 yılında öldü, ölmeden önce ki son sözü ” böyle iyi” olmuştur. Mezar taşında şu sözleri yazılıdır. ”ÜSTÜMDE YILDIZLI GÖKLER, İÇİMDE AHLAK YASASI”
Felsefe tarihinin en büyük filozoflarından birisiydi.
Bir sonraki yazıda buluşuncaya dek,
dostluk ve içtenlikle……

x

Check Also

Tarih ve Diyalektik

Georg Wilhelm Friedrich HEGEL (1770-1831) yılları arasında yaşadı. Almanya’nın Tübingen şehrinde din bilimi çalıştı. Bir ...