Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Celal Deveci / Kurdên Anatoliya Navîn -2-

Kurdên Anatoliya Navîn -2-

Celal Deveci

Celal Deveci

Kuşca'da doğdu. ilk ve orta eğitimini Kuşca ve Cihanbeyli'de yaptı. Lise ve üniversite eğitimini Danimarka'da bitirdi.
Daha önce sosyal pedagog ve öğretmen olarak çalıştı. Psikolojiyi yüksek lisans seviyesinde bitirdikten sonra, 2004 bu yana psikolog olarak çalışmakta.

Yazarın tüm yazılarını göster

Orta Anadolu Kürtleri yazıdizisinin ikinci bölümünü özellikle dezenforme ve manüple edilmeye çalışılan Orta Anadolu Kürtlerinin kültür ve tarihi geçmişlerini konferansa katılan Mehmet Bayrak’tan yola çıkarak sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Konferansın ikinici konuşmasıcı , araştırmacı ve yazar Mehmet Bayrak’ dı. Mehmet Bayrak’ın ele aldığı konu, Orta Anadolu Kürtlerinin Kültür ve Edebiyatıydı.

Kültürel tarih konusu açılmışken, bu kavramın ne anlama geldiğine bakmakta yarar var diye düşünüyorum. Kültürel tarih kavramı genelde insan medeniyeti yle ilgili olup, insanların geliştirdikleri değişik kültürlerle ilgilenen bir bilimdalıdır. Yani egemenlerin kültür anlayışı ve anlatımından uzak, objektif bir tarihsel kültür anlayışı.

Ama malesef bugün tarihimiz dezenformasyon ve manipülasyonlarla doludur. Halbuki köklerimizin bulunduğu eski mezopotamya bir kültür beşiği olmakla kalmayıp, insanoğlunun yazdığı en eski yazılı tarih eserleride burada üretmiştir.

Mehmet Bayrak’ı dinlerken insan, resmi ideolojinin bugüne kadar tarihi bize nasıl bir dezenforme ve manüple şekilde empoze ettiğini düşünmeden edemiyor.

Mehmet Bayrak konuşmasına, 1996 yılında çıkan ’ Bîrnebûn’ dergisine büyük övgülerle başladı. Bîrnebûn, avrupada yaşayan, Orta Anadolu Kürtleri tarafından 1996 yılından beri çıkartılmakta. Mehmet Bayrak’a göre, Bîrnebûnun kürtçe yazılaması, Orta Anadolu Kürtleri için bir okul görevi yapmıştır. Bir çok kişi anadillerini Bîrnebûn sayesinde geliştirmişlerdir.

Mehmet Bayrak’a göre son yüzyılın tarihine bakıldığında, gördüğümüz resim bir ‘tek tip’ politika ve yaşamın dayatılmasıdır. Anadoluda ‘tek dil, tek din, tek millet’ gibi etnocentrisk politikalar kürtlere dayatılmıştır.

Resmi ideoloji, Alevi kürtlerini, Dersimde, Koçgiride katliama uğratıldıktan sonra, kürtlerin, türk oldukları tezini öne almıştır.

Devlet, yeni ve etkili bir propaganda mekanizmasını ve merkezini kürt sosyolog Ziya Gökalp başkanlığıda oluşturmuştur. Temel amaç ‘tek tip’ bir millet oluşturmaktı.

Propaganda merkezi işi Dersinden başlamıştır. Artık Dersim kürtleri, Horasanlı olmuştur. Tabii ki Horasanlılarda türktü.

Propaganda merkezi, asimilasyon politikalarını oluştururken, hem felsefe ve sosyoloji eğitimi alan, hemde eski çağlara ait olduğu iddia edilen türk kaynaklarından yararlanmaya çalışıyorlardı.

Yeni kemalist referanslar ve politikalar üretilmeye çalışıldı. Kemalism diye bir kavram ve akım yaratılmaya çalışılıyordu. Örneğin, Kemalismin, ortadoğu ve afrika ezilen halklarının bağımsızlık mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına dair propagandalar yapıldı, yapılıyor.

Aynı dönemde ‘Orhun Yazıtları’nın türk tarihinin en eski yazılmış kaynak olduğu tezi resmi politika olarak kabul edilmiştir.

Propaganda merkezi, kürtlerin türk olduğu tezini güçlendirmek için, bu yazıtlarda kürtlerdende bahsedildiği propagandası uzun bir süre iddia edilmiştir. Mehmet Bayrak, bu iddianın temelini oluşturan ‘körtle’ kelimesinin daha sonra tarihciler tarafından çürütüldüğünü ve bu kelimenin esas anlamı ise ‘güzel’ olduğunu söyledi.

Mehmet Bayrak’a göre 1920’lerde başlayan asimilasyon politikaları günümüze kadar devam edip gelmektedir. Bugün halen, kürtlerin yaşadığı bölgelerde köy ve şahıs isimleri değiştirilmekte, şarkılar, halkdansları, mahalli ve yöresel giyimler yasaklanmakta.

İnkarcı, yasaklayıcı ve asimilasyoncu devlet politikaları ‘folklorik ırkçılığa’ kadar uzanmıştır. İnsanlar kürt ezgilerini söyledikleri için mahkemelerde ve hapishanelerde yıllarca tutulmuştur. Mehmet Bayrak, folklorik ırkçılığı kanıtlayan davalardan birinde, bir kürdün ‘kürtçe ıslık’ çaldığı için mahkum olduğu belirtti.

Evet bu listeyi uzatmak mümkün!

Yazıdizimizin bu bölümünü bitirirken son söz Baltasar Gracian’dan: ‘Gerçek azınlık içindir’.

Konferans yazıları devam edecektir.

x

Check Also

Bir fotoğraf – İki kuşak – 21 Kasım seçimleri

21 Kasım Salı günü, Danimarka da yerel ve bölge belediye seçimleri olacak. Her ne kadar ...