Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Hasan Yıldıran / Kuşca’dan Kopenhag’a göçün öyküsü

Kuşca’dan Kopenhag’a göçün öyküsü

Hasan Yıldıran

Pedagog ve Danimarkaca-Türkçe tercüman.

Kuşca'da doğdu. İlk ve ortaokulu Kuşca’da, liseyi Ankara´da bitirdi. İki yıl dışarıdan Anadolu Üniversitesi iş idaresi bölümüne devam etti. 1991`den beri Danimarka`da yaşamakta.

Yazarın tüm yazılarını göster

İkinci dünya savaşından sonra büyük bir yıkıma uğrayan Almanya, hızlı bir kalkınma sürecine girerken, işgücü ihtiyacını, daha ucuz olan yabancı işçi çalıştırarak karşılama yoluna gitti. Almanya büyüyen işçi açığını gidermek için 1955 yılından itibaren İtalya, Yunanistan ve Portekiz gibi Akdeniz ülkelerinden işçi almaya başladı.

Türkiye’den de 31 Ekim 1961’de imzaladığı bir anlaşma ile işçi göçü başladı.

Kuşca’dan Avrupa’da çalışmak üzere yola çıkan ilk kişiler Ahmet Necati Gezen (Hame Gume) ve Hacı Önder, 1963 yılında Almanya’ya gittiler. Bir süre çalıştıktan sonra tekrar Türkiye’ye kesin dönüş yaptılar. Türkiye’de kazandıkları para ile ticaret yaptılar. Kuşca’dan büyük kentlere göçü başlatan ve burada çalışmaya başlayan yine ilk kişiler.

Bugün Danimarka’da yaşayan yabancıların büyük bir bölümü Kürtlerdir. Danimarka’ya Türkiye’nin belli başlı Kürt köylerinden 1967 yılının başlarında geldiler. Danimarka´ya çalışmak için gelen ilk kişiler Konya köylerinden geldi. İlk gelen grup Kuşca köyünden Osman Kaya, Mehmet Olgun ve Hacı Ömer Taş.

Bu üç cesur arkadaş 10 Nisan 1967 tarihinde köyden yola çıkar, hedefleri Danimarka üzerinden İsveç’e gitmektir. Çünkü artık Almanya’nın işçi ihtiyacı olmadığını ve İsveç’te işçi ihtiyacı olduğunu daha önce Yeniceoba’dan İsveç’e gidenlerden ve gazetelerden öğrenirler.

İstanbul Sirkeci tren garından bilet gişesinden Danimarka´ya üç bilet almak isterler, görevli “Danimarka´nın neresine bilet istiyorsunuz?” diye sorar, onlar da Danimarka´nın belki de herhangi bir şehrinin ismini bilemediklerinden açık vermemek için gişe görevlisine “Kardeşim sen Danimarka´yı tanımıyor musun?” diye çıkışırlar. Görevli bunun üzerine durumu tahmin edip kendilerine Danimarka´nın Kopenhag şehrine üç bilet keser. Bilet gişesindeki görevli Danimarka’nın başka bir şehrine bilet kesmiş olsaydı, belki de Danimarka’daki Kuşcalılar bugün o şehirde yaşıyor olacaktı.
Almanya’da Ahmet Necati Gezen’e uğrayıp bir kaç gün orada kalırlar ve burada iş bulmanın zor olduğunu görürler. Almanya’dan tekrar trene binip Danimarka’ya devam ederler.

17 Nisan 1967 tarihinde Kopenhag tren istasyonuna ayak basarlar. Amaçları buradan İsveç’e devam etmektir. Kopenhag tren İstasyonunda oturup beklerken yanlarına Bulgaristan’dan gelmiş olan Türk asıllı biri (Bulgar Memet) yaklaşıp, nereli olduklarını sorar. Bu kişi İsveç’e gitmelerini tavsiye etmez, zira İsveç’in 31 Marttan beri yabancı işçiler için kapıları kapattığını söyler ve Danimarka’da iş bulabileceklerini söyler. Kendilerini Tivoli parkı karşısındaki bir kafeteryaya götürüp otururlar, ertesi gün sabah tekrar aynı kafeteryaya gelirlerse kendilerine iş bulmak için yardımcı olacağını söyler.
Oradan ayrılıp Kopenhag istasyonunun arkasındaki Hotel du Nord’a gidip kalırlar. Ertesi gün sabah aynı kafeteryaya gidip akşama kadar beklerler, fakat Bulgar Memet gelmez. Bulgar Memet’in kendilerine yaptığı iyilik Danimarka’da kalmalarında ısrar etmiş olması.

Kopenhag istasyonuna yakın Imperial Hotel’in kafetaryasında Danimarka’da çalışan bir kaç Türk gazeteci, Danimarka’da okuyan bir kaç Türk öğrenci ve Yunan vatandaşı ile tanışırlar. O zamanlar Danimarka’da çalışan vasıfsız yabancı işçi yoktur. Türk gazeteciler Türk Konsolosluğunda çalışan yaşlı bir Danimarkalının kendilerine yardımcı olabileceğini söylerler.

Bir kaç gün üst üste Türkiye konsolosluğuna gidip bu Danimarkalıya ulaşmaya çalışırlar, fakat bir türlü bu kişiye ulaşamazlar, son gidişlerinde konsoloslukta çalışan görevli bunları tekrar görünce kızar ve “Niye geldiniz buraya yine, kim size Danimarka’ya gelin dedi, lisan bilmiyorsunuz, mesleğiniz yok.” diye azarlar, aralarında tartışma başlar, bu tartışmayı duyup gelen büyükelçi ne olduğunu sorar..? Durumu öğrenen büyükelçi görevliyi azarlar ve hemen o yaşlı Danimarkalıyı bulup yardımcı olmasını söyler.

Yaşlı Danimarkalı gelip bulduğu iş ilanları ile önce Mehmet Olgun’a Grev semtinde bir galvaniz fabrikasında iş bulur ve fabrikaya yakın bir yerde kendisine yatacak bir yer ayarlar. Osman Kaya’ya Rödovre semtinde bir metal döküm fabrikasında iş bulur. Hacı Ömer Taş için ise Tastrup semtinde bir plastik fabrikasında iş bulur. Osman Kaya ve Hacı Ömer Taş, Imperial Hotel’in kafeteryasında tanıştıkları Türk gazetecisinin yardımıyla gazete ilanlarından Glostrup semtinde bir ev bulurlar…
Danimarka’da kalacak bir yer ve iş bulmaları kolay olmamıştır, bunun için büyük bir mücadele vermişlerdir. Gündelik yaşamda zaruri ihtiyaçlarını karşılanmasında, iş ve ev arasındaki ulaşımda ve işyerlerinde Danimarkalılar ile iletişimde çok büyük sıkıntılar yaşadılar.

Amaçları bir süre çalışıp artırdıkları para ile Türkiye’deki borçlarını ödeyip, daha sonra yeni bir ev yapmak ve Türkiye’ye kesin dönüş yapıp bir iş kurmak ve ailelerine daha iyi bir gelecek kurmaktı.
Daha sonra bu üç kişiyi özellikle Kuşca’dan yüzlerce kişi takip eder. Özellikle Kopenhag şehrinin batı semtlerine gelip yerleşirler, tek gözlü odalarda 5-10 kişi kalarak zor şartlarda çalışırlar.
Kuşca’dan hiç bir yabancı dil bilmeden çıkıp 3500 km. uzaklıktaki hiç tanımadıkları farklı kültürü ile yabancı bir ülkeye çalışmak için gelme cesaretini göstermişlerdir. İlk gelenler için belki de Danimarka’ya geliş süreci “zaman makinesine konulup 50 ya da 100 sene ileriye gönderilmek gibi olmuştur” ve Danimarka’da özgürlüğün zirvede olduğu bir dönem (1970’lerde başlayan feminist kadın hareketleri; Rødstrømpebevægelsen) onlar için bir kültür şoku yaratmıştır.

Daha sonra kendilerini takip edip gelen yüzlerce kişiye rehberlik çalışması yapma gayreti gösteren bu ilk gruba teşekkürü bir borç biliyor ve kendilerine saygı ve minnet duyuyoruz. Daha sonra gelen yüzlercesinin yaptığı çalışmayı ve emeği de tabii ki unutmuyoruz. Bizlere daha iyi bir hayat ve yaşam şartları hazırlamak için çok zor koşullarda yaptıkları çalışmalar için hepsine burada teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Danimarka’ya 1967 ve 1972 yılları arasında yaklaşık 300 Kuşcalı erkek gelmiştir. Bunların yarısı kısa bir süre çalışıp tekrar Kuşca’ya kesin dönüş yapmışlardır.

Kuşca’dan Danimarka’ya göçün yazılı tarihini ilk kez Danimarka Esbjerg Sydjysk Üniversitesinde öğretim görevlisi etnograf Jan Hjarnö yazmıştır. Kuşca’dan Danimarka’ya yapılan göçün ekonomik ve sosyolojik sebeplerini araştırmak için Kuşca’ya ilk kez 1970’de daha sonra 1984’de ikinci defa gelip yaptığı araştırmayı, söyleşileri ve Kuşca’nın ilk fotoğraflarını da ekleyerek bir kaç kitapta topladı. Bu kitaplarla bizlere çok önemli yazılı bir tarih ve fotoğraf arşivi bırakmıştır. Kendisine teşekkürü bir borç biliyor ve kendisini saygıyla anıyoruz. 1 eylül 2002’de 62 yaşında kendisini kaybettik.
2008 yılında Mahmut Erdem ve Ole Hammer tarafından yazılan “Gawesti” Kuşca’nın Anadolu’daki göçünü ve Avrupa’ya yapılan göçün tarihini yazmaktadır. Kendilerine bu çalışmadan dolayı teşekkür ediyoruz.

Bugünkü ve gelecek nesillerin Kuşca’nın tarihini ve Kuşca’dan Danimarka’ya yapılan göçün hikâyesini öğrenmeleri ve ilk gelen kişiler hakkında bilgi sahibi olmaları çok önemlidir. Yazılmayan bir tarih her zaman unutulmaya mahkûmdur.

Facebookta Danimarka’ya gelen ilk kuşcalıların fotoğraflarını, hayat hikayelerini ve hatıralarını bir arşiv olarak toplamak istiyorum, ve bu tarihi arşivi bu günkü sosyal medya teknolojisi facebook sayesinde gelecek nesillere aktarmak için. Onun için gelin hep beraber Kuşca’nın göç tarihini ve arşivini oluşturalım. Gruba ekleyeceğiniz degerli eski fotograflar, video görüntüleri, bilgiler ve hayat hikayeleri grubun içeriğini çok zenginleştirecektir. Grubun ismi “Danimarkaya gelen ilk kuşcalılar”. Bu gruba diğer kuşcalıları eklemeniz ve tavsiye etmeniz çok önemli.

Bu göç hikâyesindeki bilgiler; Osman Kaya ile yaptığım kısa bir röportajdan derlediğim notlardır.

Saygılarımla

x

Check Also

TAZİYE EVİ

2014 yılının Nisan ayında ansızın yitirdiğimiz Bilal Baran’ın ardından bir “taziye evi”ne ihtiyaç duyulduğu bazı ...