Anasayfa / YAZARLARIMIZ / H. Hasan Tuzcu / TRUMP – ERDOĞAN GÖRÜŞMESİ

TRUMP – ERDOĞAN GÖRÜŞMESİ

Bu görüşme, 16.05.2017 tarihinde Washington’da gerçekleşti. Görüşme öncesi, sonrası da havuz medya’nın borazanlığı, bilgi kirliliği tartışmaları gölgesinde geçti. Türkiyenin, AKP’ nin tüm bölge politikaları ortaya döküldü. ‘’Rakka operasyonunda yer almamıza izin verilmedi.’’ Şikayetinden sonra, Bari müdahale sonrası; ‘’kendilerinin yanlız bırakılmamasından’’ dem vuruldu. PYD/YPG üzerinden, Kürtlere ver yansın edildi. En üst düzeyde Kürtlere silah verilmesinin, küresel anlaşmalara uygun olmadığı dile getirildi. CB Erdoğanın: Türkiyenin bölgede ve başta suriyede oynayabileceği rolü ısrarla anlatması inandırıcı bulunmadı. Sormazlarmı? Adama, Sorunların gerçek sebeblerini inkar ederek çözüm bulmak, hangi kitapta yazıyor? Kürtleri dışlayan çözüm önerilerinin anlamsızlığını herkes bir kez daha gördü.

Kürt sorunu, Türkiyenin temel sorunlarından biri olduğu doğrudur. Bu sorun bölgesel ve uluslararası bir sorun aynı zamanda. Kürtler, İran, Irak ve Suriye de de yaşamaktalar. Sorunun çözümü de bu yüzden, bir o kadar karmaşıktır, Orta doğu krizinde, bu sorunu çözmeden aydınlığa çıkış yolunun olmadığını biliyoruz. 1. Dünya savaşından bu güne Kürtleri durdurma, yok sayma politikası bu dört ülkede de artık iflas etmiştir, bitmiştir. Bu sorunun gerçek çözümünün ilk adımı, kürtlerle oturup konuşmaktan geçiyor. Güney kürdistanda alınan yol önemlidir, güney batı kürdistandaki mücadele şüphesiz bir statüyle sonuçlanacak. Bölgede bu gerçeği göz ardı eden her çaba çözümsüzlüğün bir parçası olmaya mahkumdur.

Dünyanın neresi olursa olsun, Raqqada, Astana da, Cenevrede, Moskovada, Beyaz saray da, doğrusu Kürtlerle konuşmanın dışında, kime yakın durursanız durun, ne kadar kapı dolaşırsanız dolaşın, şiddet ve zülüm politikasından, çözümsüzlükten vaz geçmediğiniz sürece, Baas rejimlerinin akibetiyle yüzleşmek zorundasınız. Çökmüş bir Irak ve Suriye, terörün akıl almaz biçimi olan DEAŞ , bölgede milyonlarca mülteci, bu yanlış politikaların bir sonucudur. Bunun anlamıda da sefalet, yoksulluk ve savaş trajedisinden başka birşey değildir. Ve Bu durum aynı zamanda bir kör düğümdür.

Demokrasi dışı çabaların boşuna olacağını tekrarlamak istiyorum. Yüzde 10 barajı yerine, yüzde elli artı bir barajı gibi, kirli savaşın sürdürülmesi, kürtlerin bölgede elde ettiği her kazanımın Türkiyenin normalleşmesinin önündeki en önemli engel olarak görülmesi, OHAL’in baskı aracı olarak süresinin her defasında uzatılması, buna bağlı olarak, siyasi tutuklu milletvekili, belediye başkanı, siyasetçi, akademisyen ve gazetecilerin tutukluluk hallerinin uzatılması gibi, ülkede demokrasi dışı, çağ dışı süre gelen hibir gelişme, kabul edilemez.

Aklın yolu, yani kalıcı çözüm, devletin, sorunları sorumluluk noktasındaki kesimlerle, sorumlularla masaya oturup konuşmasından geçiyor, pkk nin Türkiyede silahları bırakması da dahil, sorunların bir çözüm takvimine bağlanması, yasal ve siyasi altyapının tamamlanmasından geçer. Bölgede yaşayan kürtlerin çıkarlarının bir bütünlük için de düşünülmesi ve çözümlerin buna göre gündeme getirilmesi defaten önemlidir. Daha net söylemek gerekirse, barıştan ve uzlaşmadan, eşitlikten, kürtlerin ulusal demokratik temel haklarını teslim etmekten başka çözüm yok. Kürtlere düşen sorumlulukta, örgütlü duruş içinde olmak, kararlı mücadele etmek, bölge halklarıyla, dünyadaki, emek, barış ve demokrasi güçleriyle sıkı bir dayanışma içinde olmaktır.

Cevapla

YADA

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Afrin’e saldırı planı ve savaş çığırtkanlığı

Genel anlamıyla Savaş, sömürü ve baskının en vahşi biçimidir. Bu insanlık dışı yıkımdan, beslenenler de, ...