Anasayfa / YAZARLARIMIZ / H. Hasan Tuzcu / Özgür geleceğimize sahip çıkalım

Özgür geleceğimize sahip çıkalım

Yaşadığımız 21. yüzyılda da, ne yazık ki dünyamız, halen rahata kavuşmuş değil. Savaşlar, darbeler, diktatörlükler, demokrasi dışı uygulamalar devam ediyor. Emperyalist baskı ve sömürü kıskacı da aynı hızda ilerliyor. Doğa hoyratça kirletiliyor. Doğal zenginlikler, sömürü ve rant aracı olarak talan ediliyor. Emek ve demokrasi cephesi, halkların eşit ve özgür yaşama mücadelesi zorluklar yaşıyor. Bu olumsuz gelişmelerin, kapitalizmin acımasız sömürü ve baskısının bir sonucu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün karşılaştığımız tüm zorlukların, konut, kent, ulaşım, enerji, sağlık, eğitim, altyapı, işsizlik, gıda, sanayi, demokrasi vb daha bir çok sorunun kaynağı bu eşitsizliğin ve sömürünün sonucudur. Elbette bu yeni bir durum değil.

Bilimin, teknolojinin, demokrasi mücadelesinin kazanımları da, bu gün önemli aşamalar kaydetti. Özellikle, İletişim imkanları, halkların, emek ve demokrasi güçlerinin örgütlenmesinde önemli bir araç haline geldi. Siyasal mücadelelerde demokratik yöntemler ön plana çıktı. Barış ve birlikte bir arada yaşama gayretleri hızla sürüyor. Red ve inkar, asimilasyon politikaları artık hiçbir destek bulamıyor. Çevreye sahip çıkmak, kitlelerin ortak bilinci haline geliyor. Dün konuşulması tabu olan konular bugün tüm boyutlarıyla tartışılabiliyor. Tüm olumsuzluklara rağmen, tarihin akışının doğru mecrada yürüyeceği ve inancı yaygınlaşıyor.

Kürt sorunu da, başta bugünü olmak üzere, yüz yılı aşan geçmişi ile birlikte tartışılıyor. Bölünmenin sonuçları, isyanlar, çatışmalar, acılar, sürgünler, jenosit ve faili meçhuller, kazanımlarda dahil, ne varsa ortaya dökülüyor. Dost düşman herkes elinde, darcığında ne varsa ortaya döküyor. Kürtlerin birlikte yaşadıkları halklar, dünya halkları meseleye yeniden bir çözüm perspektifiyle bakıyor. Bunun için mesele, bölgesel ve uluslar arası bir sorun halinde. Çözümü de başta Kürt halkının ezici çoğunlunun ulusal demokratik mücadelesi sonunda, özgürlük ve demokrasi çerçevesinde( tüm ulusal ve demokratik haklarının teslim edilmesi şeklinde) gerçekleşecektir. Buna halkların bölünmesi, güçlerin parçalanması, emperyalizmin bir projesi gibi düşüncelerle engel olmaya çalışanlar var. Kürtlerin aradığı birlik, birlikte yaşadığı halklarla eşitlik temelinde kendi kaderini tayın etmektir. Yönetimde, yasada, her alanda söz ve karar sahibi olmaktır. Bana göre bunu adı federasyondur. Bu gün bölgemizde yaşananlar, doğru değerlendirilmezse, yeni çözüm önerileri de ortaya çıkmayacaktır. Geçmişte olduğu gibi yapılanlar; halk tabiri ile “kendi çalıp kendi oynamak olur.” Yada “ havanda su dövmek olur.” Bu yol ve metotların, sonuçlarının yeni tabirle, “Faturası” maalesef çok ağır olmaktadır. Bu bedeller artık ödenemeyecek ağırlıktadır. Bunda ısrarın hiçbir elle tutulur gerekçesi yok. “Tek”çi zihniyetlerin günümüzde sorunları daha da karmaşık hale getirdiği, çözümlerini engellediği gerçeğini unutmadan, aklın ve bilimin gösterdiği yolda, diyalog, uzlaşma, karşılıklı güven ile eşitliğe, barışa, özgürlüğe ulaşmalıyız.

Yazıma umutla başladım, her zaman da umudumu muhafaza ederim. Tarihten günümüze miras kalan, bölgemizin, çözülmezse, yakın zamanda dünyanın temel sorunlarından biri haline gelecek olan Kürt sorununun yakın zaman da çözüleceği umudumu da koruyorum. Bölgenin zengin petrol, doğal gaz, su ve enerji kaynaklarına sahip olması, konunun ciddiyeti, başta bu topraklarda özgürlüklerinden mahrum şekilde yaşayan, biz Kürtler tarafından bilinmektedir. Bu doğrultuda çözüm için, uzun yıllardır mücadele yürütülmektedir. Çok büyük güçlükler yaşandı. Çözüm önerileri de, önce onlardan gelmektedir. siyasetçi ve şair kemal burkay’ın şiirinde dediği gibi “ birbirinden doğar ölüm ve yaşam/umut acıların toprağında yeşerir/kuru toprakta ölür ilk damlalar/ sonrakiler akar ırmak olurlar.” Savaşın çıkmaz sokak olduğu acı tecrübelerle sabittir. Bölgenin ve Kendi özgün koşullarına uyan dünyada bir çok ülkede başarıyla uygulaması devam eden, FEDERSASYON bu karmaşaya, soruna da en uygun çözüm olarak öngörülmektedır. Bu birlikte yaşadığımız halklarla, eşitlik temelinde bir arada yaşama arzusunun yönetim, bir biçimidir. Çatışma yerine, tüm güzellikleri paylaşmak anlamına geliyor. Eksik, yanlış olanı, kavgayı geride bırakıp, gelecekte, yüksek sesle gerçekten, “yıllardır eşit ve özgür olarak bir arada yaşıyoruz.” Diyebilmek şansını kullanmak demektir., toplumların bilinçlenmesi, bu doğrultuda örgütlenmeleri hızlandı. Baskı ve şiddet yöntemleri artık kitleleri durdurmaya yetmiyor.. Aklı selim olan herkes, yani barıştan, eşitlikten, özgürlük ve demokrasiden yana olanlar artıkça, bunların çabaları örgütlü ve kararlı bir güce eriştikçe çözülmeyecek hiçbir sorun yok. Bu iyimserliğimi koruyorum ve paylaşıyorum. Zorluklar elbette var. Hem de yıllardır birikmiş haliyle, bir anda çözülsün diyen de yok.

Her sorun, onu yaratan şartların değiştirilmesi, veya sökülüp atılmasıyla ile giderilir. Devamlılık esas olduğuna göre, yeni sorunlar yaratmamanın tedbirleri mutabakatla alınır. Bu süreci sekteye uğratmamak içinde gerekli her türlü demokratik denetimin yasal ve uygalama biçimleri devreye sokulur. Demokrasi zor iştir. Örgütlü, eğitimli toplum olmak zor iştir. Kalkınmak ve sanayileşmek zor iştir, özgür ve mutlu yaşamak zor iştir. Bedel ödemek zor iştir. Bütün bu aşamaları bilerek, Zorluğa merhaba diyelim, barışa merhaba diyelim, çalışmaya, üretmeye, paylaşmaya merhaba diyelim. Hayata, acılarına diyalogla merhaba diyelim, “yüzleşmeye”merhaba diyelim, çünkü merhaba diyalog demektir. Uzlaşı ve barışın ilk adımıdır. Tekrar yerine, umutları ertelemek yerine, güzel bir gelecek için, çabalarımızı; ilkeli, planlı, örgütlü, disiplinli bir şekilde ortaklaştırmaktan başka yol görünmüyor. Çocukların, gençlerin, sivillerin savaşta, çatışmalarda ölmesine dur demeliyiz. Her türlü baskı ve eşitsizliğe karşı çıkarak, ortak aklı ve birliği yaratmak durumundayız. Özgür bir geleceğe sahip olmak zorundayız. Çünkü geleceğimiz, yaşama irademizdir, sevgidir, kültürdür, eşit ve özgür olmaktır, onurdur, dostluktur, varlık nedenimizdir. Asla vazgeçemeyiz.

H. Hasan Tuzcu tarafından

Çocuk & Eğitim

Kuşca Albüm

x

Check Also

Afrin’e saldırı planı ve savaş çığırtkanlığı

Genel anlamıyla Savaş, sömürü ve baskının en vahşi biçimidir. Bu insanlık dışı yıkımdan, beslenenler de, ...