Mehmet GezenYAZARLARIMIZ

Kendini öldürenler, kendisi kalmazdı

Bazı şeyler vardır; anlatmak gerekir.
Bazı şeyler vardır; yazmak gerekir.
Bazı şeyler vardır; ne anlatılır ne de yazılırdı.
Sadece yaşanılır, dokunulur, solunurdu.
Ben anlatacaklarımı anlattım, yazacaklarımı yazdım.
Anlattıklarım, yazdıklarım sizin olsun.
Anlatamadıklarım, yazamadıklarım oldu.
Anlatamadığım, yazamadığım yerde sustum.
Anlatamadıklarım, yazamadıklarım bende saklı kalsın.

Genel görünüm

Ilık bir sonbahar akşam üzeri. Gece utancını gizlemek için, karanlığın perdesini ağır ağır indiriyordu.

Zaman

Günlerden salı, kasımın üçü. Sene firariydi.

Mekân

Kendinden vazgeçenlerin, kendinden vazgeçemeyenlerin buluştuğu bir yol ayrımı.

Kulak duyuyor muydu, göz görüyor muydu bilinmez. Dil, hırçın bir ırmak gibi çıldırmışcasına sözlerini karanlığa akıtıyordu:

-” Git, sadece git, gitmelisin” diyordu.

( Gitmek, bir kopuş, bir vazgeçis, bir yokoluş muydu? Yoksa bir doğum, kendini yeniden doğurmak mıydı?)

Yürek sessiz, yürek vakurdu.

– “Onca acı yaşamış bir ömrün ağır yükünü nereye, nasıl taşıyacaktım ki”.

(Kalmak, sadakat mıydı? Yoksa acının esaretine düşüp, acıya yenik düşmek mi? Ya da acılara efendilik etmek mi?)

Yürek sustu
Dil sustu
Gün sustu
Sonra
Sonsuz bir suskunluk gözlerimize oturdu.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.