
Kuşca bir yerden fazlasıdır; hepimizin ortak hikâyesidir
Ortak hafızamızı koruma isteği, zamanla iki kitap, bir yayınevi ve bir müzik albümünü kapsayan Kuşca Projesi’ne dönüştü. Bu sonbaharda, hepimizin bir parçası olduğu bu hikâye etrafında buluşmak üzere sizleri kitaplarımızın tanıtım resepsiyonuna davet ediyoruz.
İnsan köyünden ayrılırken yanında ne götürür? Dilini, birkaç fotoğrafı, insanlara ve yerlere dair hatıralarını… Bir de kelimelere dökülmesi daha zor olan duyguları: bir yere ait olma hissini ve geldiği yerin mirasını gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğunu.
Kökleri Kuşca’ya uzanan bizler için köyün hikâyesi, coğrafi sınırlarının ötesinde devam eder. Evlerimizde, sohbetlerimizde, anne babalarının ya da büyükanne ve büyükbabalarının doğup büyüdüğü topraklardan uzakta yetişen kuşakların hayatlarında yaşar. Ancak hatıralar kendiliğinden korunmaz. Onları geleceğe taşımak istiyorsak anlatılanları dinlemeli, derlemeli ve yazıya dökmeliyiz.
Kuşca Projesi’nin temelinde işte bu düşünce yatıyor.
Birçoğunuz sosyal medyadaki paylaşımlarımı görmüş ve bu projenin ne olduğunu merak etmiş olabilirsiniz. Projenin çıkış noktası, yıllardır içimde taşıdığım bir istekti: Kuşca hakkında bilinenleri araştırıp bir araya getirmek, köyün tarihini ve Kuşcalıların hatıralarını koruyacak ortak bir arşiv oluşturmak.
İlk adımlar yıllar önce Kusca.com ile atıldı. Bu internet sitesi, uzun yıllar boyunca köyün dijital dünyaya açılan kapısı ve farklı ülkelere dağılmış Kuşcalıların buluşma noktası oldu. Aramızdaki mesafeler ne kadar büyük olursa olsun, Kuşca’yla bağımızı canlı tutabileceğimiz bir alan sundu. Bu deneyim, ortak değerlerimiz etrafında buluşabileceğimiz bir yere sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu bana gösterdi.
Yaklaşık on yıl önce, Kuşca’nın tarihi hakkında bir kitap yazma düşüncesi somutlaşmaya başladı. Bu süreçte, Danimarkalı etnograf Jan Hjarnø’nun çalışmasını Türkçeye çevirme fikri de doğdu. Hjarnø’nun 1970 yılında Kuşca’da gerçekleştirdiği saha araştırmasına dayanan çalışması, köyün yaşamına ve tarihine ilişkin önemli bir yazılı kaynaktı. Bu eserin, hikâyesini anlattığı insanlara ulaşmasını ve daha geniş bir kesim tarafından okunmasını istiyordum.
Zamanla projenin kapsamı genişledi. Kuşcalıların kendi seslerine de yer vermek istedim. Bu tarih, onu yaşayanlarla ve büyüklerinin anlattıklarını dinleyerek büyüyenlerle birlikte yazılmalıydı.
Ocak 2025’te kaynakları sistemli bir biçimde araştırmaya ve derlemeye başladım. Aynı yılın 10 Ekim günü projenin ilk röportajını gerçekleştirdim. Bu görüşme, yeni bir aşamanın başlangıcı oldu. O tarihten itibaren çalışmalarımı “Kuşca Projesi” adıyla paylaşmaya başladım. Süreç boyunca çok sayıda Kuşcalı, projeye katılarak destek verdi. Bu ilgi ve katkılar, projenin şekillenmesinde ve ilerlemesinde önemli bir rol oynadı.
İnsanlar anlattıkça tarih farklı boyutlar kazanır. Yazılı bir kaynakta yer alan bir bilgi, kişisel bir hatırayla canlanabilir. Bir fotoğraf, bir aileye, bir yolculuğa ya da unutulmaya yüz tutmuş gündelik hayata dair bir sohbetin kapısını aralayabilir. Aynı olayı herkes farklı hatırlayabilir. Tam da bu nedenle farklı seslere yer vermek önemlidir.
Yıllardır süren bu emek, bugün dört somut çalışmada hayat buluyor.
Danca ve Türkçe olmak üzere iki dilde hazırlanan Vandring Vestpå – Batıya Göç, Kuşcalıların Kürdistan’daki köklerinden Orta Anadolu’ya yerleşmelerine ve oradan Danimarka’ya uzanan göç yolculuklarını anlatıyor. Tarihî kaynaklar, kişisel anlatılar ve fotoğraflar aracılığıyla bu Kürt köyündeki yaşama ve göç eden insanların hikâyelerine ışık tutuyor. Jan Hjarnø’nun saha çalışmalarının yanı sıra, öğretmen Hayati Ünüvar’ın 1966–1968 yıllarında Kuşca’da bizzat tanık olduğu olaylara ve köy yaşamına ilişkin anlatıları da kitaba önemli katkılar sunuyor. Bu kitap, dayanışmanın, kaybın ve umudun yanı sıra farklı coğrafyalar ve kuşaklar boyunca süren aidiyet arayışının hikâyesidir.
Danca kaleme alınan Drømmen Nordpå ise 1960’ların sonlarında Danimarka’ya gelen ilk misafir işçilerden bugünün araştırmacılarına, doktorlarına, hukukçularına, iş insanlarına ve toplumsal yaşamda sorumluluk üstlenen yeni kuşaklara uzanan süreci ele alıyor. Daha iyi bir yaşam kurma hayalini ve bu hayalin peşinden giden ailelerin Danimarka’daki yaşamlarında cesaretin, dayanışmanın ve eğitimin oynadığı rolü anlatıyor. Çünkü Kuşca’nın tarihi, aynı zamanda Danimarka tarihinin de bir parçasıdır.
Bunun yanında, kitaplarımızı yayımlamak üzere Forlaget Kusca.com adlı yayınevini kurduk.
Albuma Hecilera ile de projeye müzikal bir boyut kazandırıyoruz. Yapay zekâ teknolojisinden yararlanılarak hazırlanan bu albüm, Kuşca’nın tarihini ve kültürünü konu alan, köyümüze ait bir müzik çalışması olacak.
Benim için bu dört çalışmayı birbirine bağlayan şey, ortak hafızamızı koruma ve paylaşma isteğidir. Kitaplar, yayınevi ve müzik, tarihimizi farklı kuşaklara ve köy yaşamını bizzat deneyimlememiş insanlara ulaştırmanın yollarıdır.
Bu nedenle, sonbaharda düzenleyeceğimiz kitap tanıtım resepsiyonuna hepinizi davet ediyoruz. Kuşcalılarla, dostlarımızla ve göçe, kültüre, ortak hafızaya ilgi duyan herkesle bir araya gelmeyi umuyorum. Kitaplarımızın yayımlanmasını birlikte kutlayacak, birçok insanın katkısıyla ortaya çıkan bu emeğin sevincini paylaşacağız. Farklı kuşaklardan insanlarla buluşarak nereden geldiğimiz ve gelecek kuşaklara neler aktarmak istediğimiz üzerine sohbetimizi sürdüreceğiz.
Tarih, yer ve etkinlikle ilgili diğer bilgiler daha sonra duyurulacaktır.
Sizlerle buluşmayı ve Kuşca’nın hikâyesinde yeni bir sayfayı birlikte açmayı heyecanla bekliyorum.




