Celal DeveciEDİTÖR'DENYAZARLARIMIZ

Newroz Ateşini Amed´de hissetmek 1

Celal Deveci

Celal Deveci

Kuşca'da doğdu. ilk ve orta eğitimini Kuşca ve Cihanbeyli'de yaptı. Lise ve üniversite eğitimini Danimarka'da bitirdi.
Daha önce sosyal pedagog ve öğretmen olarak çalıştı. Psikolojiyi yüksek lisans seviyesinde bitirdikten sonra, 2004 bu yana psikolog olarak çalışmakta.

Yazarın tüm yazılarını göster

Her zaman hayalini yaptığım, Newroz’u Newrozun diyarı Amed’de kutlamak, Newroz çoşkusunu Amed’de yaşamak ve o çoşkuyu yaşayanlarla beraber olmak !

Evet.. Bu şansı bu yıl yaşama imkanım oldu!

Bir grup arkadaşla anlaşıp Amed’e resmi bir Newroz delegasyon olarak seyahat etmeye karar verdik! Gezimizi hazırlayan arkadaşlar, Amed’teki programımızı en ince detayına kadar planlayıp hazırlamışlardı! Oldukca zengin içerikli ve yorgun bir program! Bu gezinin hazırlamasında emeği geçen herkese buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Newroz heyacanımız Danimarka’daki havaalanında başladı! Yeni arkadaşlarla buluşma ve tanışma! Herkes umutlu ve heyecanlı bir şekilde merhabalaşıp kucaklaşıyordu! Toplam 13-14 kişi olup hem bayan ve erkek hemde kürt ve danimarkalı olarak karışık bir grupduk! Havaalanındayken hemen birbirmize ısınıp, Amed’i konuşmaya başladık!

Sanki bu yolculuğumuz bizim için bir ‘Umut yolculuğu’ gibi geliyordu! Hem kendimizi daha iyi tanıma imkanını bulacaktık, hemde yılların özlemi sonlandıracaktık!

İstanbul havaalanına indiğimizde, Amed’e uçmak için 6 saat beklememiz gerekiyordu! Bu bekleme süresini, kısa bir Istanbul turuna çıkarak değerlendirdik!

Diyarbakıra uçmak için çıkış salonuna çağrıldığımızda, artık Amed’lilerle beraberdik! Kimileri İstanbuldan, kimileri Almanya, İsveç ve başka ülkelerden gelip, Newrozu Amed’de kutlamak için bizimle berabar uçağı bekliyorlardı!

Diyarbakır uçağı bir iki saat gecikince gruptaki arkadaşlar artık yorgun düşmüşlerdi! O gece hiç uyumamıştık ve saatler 14.00 gösteriyordu! Yaklaşık 30 saat uyumamıştık! Hepimiz bir köşede uzanıp, bacaklarımızdaki kan dolaşımını hızlandırmaya çalışırken, Amed’lilerde bizi merakla izliyorlardı.

Belkide, yerlere uzanmamız ve içimizde genç kız arkadaşlarınında olması, onlar için farklı bir görüntüydü! Örneğin ben bekleme salonunda dolaşırken bir iki arkadaşla tanıştım! Bunlardan biri Diyarbakırda yaşayan Mardinli bir arkadaştı! Mardinli arkadaş: ‘O kızlarda kürt mü?’ diye şakınlığını belirtiyordu! Evet dediğimde, arkadaşta biraz çekinerek: ‘Valla aynı oradakilere benziyorlar ya’ deyip aramızdaki kültürel farklılığı belki bu şekilde dile getirmiş oluyordu!

Evet belki bizler görüntü olarak farklıydık, ama Amed’lilerin sıcaklığını içimizde hissediyorduk! Kuyrukta beklerken bir yandan selamlaşmalar ve diğer yanda kısa sohbetler! Bunlar içinde küçük Çeko, kürt ve alman anne-babadan, mükemmel kürtçesiyle kuyruktakileri eğlendiriyordu!

Uçak Amed’in semalarına yaklaşınca şehrin yukarıdan bir fotografını çekmek için doğru anı bekliyorduk! Arka koltukta oturan bir amca gururla kürtçe olarak bak işte ‘Çeme Dijle’ deyip bizim dikkatimizi Dijle nehrine çekiyordu! Evet Dijleyi yukarıdan görmek ve fotografını çekmek bizim için bir tarihi andı.

Uçağımız indiğinde heyacanla kendimizi dışarıya atarken, Amed’in yumuşak ve ılık bahar kokusunu burnumuzdan hissetmeye başladığımızda havaalanı giriş kapısı önümüzdeydi! O anı sabitleştirmek için bir kaçımız fotoğraf kamerasını eline alıp, fotoğraf çekmeye başladığımızda! Elinde otomatik silahı olan bir asker: ‘Fotoğraf çekmek yasaktır! Burası askeri alandır’, diye bizi engellemeye çalıştı. Biz her ne kadar gülümseyip havayı biraz yumuşatmaya çalışmışsakta, asker: ‘Burası askeri alan, çekmeyin!’ dedi.

Bağajımızı aldıktan sonra dışarıya çıktığımızda Newroz komitesinden bir arkadaş elinde ‘DANISH DELEGATION’ yazılı bir plaketle bizi karşıladı! Merhabalaşmalardan sonra bizi bekleyen ‘parti dolmuşu’na yöneldik! Bağajımızı yerleştirdikten sonra bize gezimiz boyunca rehberlik yapacak olan Fırat arkadaş kısa ve praktik bilgiler verdi!

Otele uğramadan, Amed’in yerel tvsi olan Gün Tvyi ziyaret etmek için yola koyulduk!

Artık Amed’in caddelerindeydik, ilk göze çarpan biraz yorulmuş kent havası, ama surlara yaklaştığımızda, şehrin muhteşemliği hemen kendisini gösteriyordu! Çin seddinden sonra gelen en uzun ve korunmuş şehir surlar, Amed’in sur !

Devamı gelecek yazımda! Gün tv ziyareti, Cigerxwin Kültür Merkezi ve Newroz resepsiyonu

Daha Fazla Göster