Mehmet GezenYAZARLARIMIZ

Ve Zaman Yüzlerinde Sureler Gibi Geçiyordu

( Bu gün kara kıl çadırına yüzümü vurdum. Kanıyordu yüzüm. Kanayan bir şiirin yaralı yüzü gibi. Ben utanıyordum.

Hayatıma yön veren, hayatımı şekillendiren, ben de bir BEN oluşturan iki kadına ve onların hayallerine, özlemlerine; minnetle ithafen … )

Karanlık kayalıkların kuytuluklarında rüzgarın uğultusu yılan ıslıkları gibi duyuluyordu. Rüzgar; ağaç dallarından yere düşmüş sararmış yaprakları savuruyor, yapraklar her bir yere uçuşuyordu. Dışarda yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, uzaktan çoban köpeklerin havlamaları kurt ulumalarına karışıyordu.

Içerde, kara kıl çadırın içerisinde, zaman bir başka geçiyor,
zaman bir başka yoğruluyordu.

Içerde, Nenem bağdaş kurmuş, her zamanki gibi beyaz tülbentini her iki yanağından aşağıya sarkıtmış, insanın içine huzur akıtan bir edayla önünde oturduğu ateşi eşeliyordu. Çerkez Anam başında beyaz tülbentine kara bir tülbent eklemiş, renkli fistanını giyinmiş, beline bağladığı kara poşinin altında bir ömrün ağır yükünü, bir ömrün ağır acısını saklar gibi hasret ve özlemlerini saklar gibi duruyor, ince, uzun parmaklarıyla elindeki tığa doladiğı kök boyaların her bir rengine bezenmiş ipliklerle zamanı eğiriyor gibi duruyordu.
Zamanı eğiriyor.
Aşkı ve umudu
Hasreti ve özlemi eğiriyor gibi susuyordu.

Kara kıl çadırın içerisinde yere yünden yapılmış döşekler serilmiş, duvarlarına iliklenmiş kırmızı,siyah,yeşil,mavi kilimlerin altında ben ve bir çocuk – belkide çocukluğum – zamanı ağırlar gibi, zamanı uğurlar gibi oturuyor, bakışıyorduk.

Nenem ses veriyor.
Bir sureyi okur gibi
Bir ömrü dokur gibi
Bir yaraya dokunur gibi.

” Insanın gözlerine kara perdeler inmeyiversin. Hiç bir şeyi, hiç bir kimseleri göremez olur. Insanın ruhu sokaklara düşmeyiversin Oğul! Kendinden başka herşeyi, heryerde arıyordu.”

Çerkez Anam elindeki tığı usulca yere bırakıyordu. Yumuşak ve bir o kadar da gür sesiyle, sesi söze seriyordu.

” Sevdaların olduğu her bir yer; bağrında ihanete kapılar aralar, ihanete kapılar açardı. Sevda ve ihanet iç içe geçerdi.Birbirlerine ayrıksı dursalarda sevdalar ihaneti doğuracak bir hançer gibi, karınlarında taşırlar. Ihanetler ise, sevdaların ağzına memelerini dayatarak sevdaları büyütürler.
Sevdalar affedicidir; yaşatır. Ihanetler nefret ettirir; öldürür.”

Içerde, kara kıl çadırın içerisinde, zaman bir başka geçiyor, zaman bir başka yoğruluyordu. Içerde, kara kıl çadırın içerisinde; ben, -belkide çocukluğum- Nenem ve Çerkez Anam oturuyorduk.

Ve zaman yüzlerinde sureler gibi geçiyordu.
Ben okuyordum.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.