Anasayfa / YAZARLARIMIZ / H. Hasan Tuzcu / 17. Ekim . 2015 Amed

17. Ekim . 2015 Amed

“Kürdistan sosyalist partisi genel sekreteri, sn Mesut TEK, 36 yıllık sügün yaşamının ardından, siyasal faaliyetlerini açık ve yasal alanda yürütmek üzere arkadaşlarıyla ülkesine dönüyor.” Evet Sn Mesut TEK’in ve arkadaşlarının gelişini selamlamak, dilek ve sevinçleri ni kamuoyu ile paylaşmak için çok imzalı bildiri böyle başlıyordu. PSK’nin 1974 ten beri sürdürdüğü siyasal mücadelenin, bundan böyle açık ve yasal zeminde sürdürülme kararının önemli sonuçları olacağına ben de inanıyorum. Sn Mesut TEK’in AMED’e gelişi, yeni bir enerji ve heyecan oldu. 36 yılın yarattığı hasret, sevinç havaalanını boydan boya sardı, atılan sloganlar, zılgıtlar bir anda umutlarımız, hayallerimiz, acılarımızla sevinçlerimiz birbirine karıştı. Özellikle son yüzyıl da çok gördü, Amed başta olmak üzere coğrafyamız bu acıyı, sevdayı, kavgayı. Hasreti, Benim demem bir tekrar belki, ne yazık ki gerçek, barış ve özgürlük bu topraklarda tüm boyutlarıyla yeşermedikçe, boy vermedikçe, daha da göreceği var coğrafyamızın

Tekrar hoş geldiniz Sn Mesut TEK ve arkadaşları, doğduğunuz, büyüdüğünüz topraklara, mülteciliğin zorluğunu yaşayarak, gurbet ellerde kimliksiz var olmanın bedelini ödeyerek, halkının kavgasında, mücadelesinde ayakta kalmanın tüm zorluklarını geride bırakarak geldiniz. Buradan giderken, sırtınızda taşıdığınız yüklerin ağırlığını, gelirkende hala taşıyor olmanız acıdır. Buna rağmen, doğduğunuz topraklara, halkımıza kavuşmanın, yakınlarınızı görmenin heyecanı, onlara sarılmanın inanılmaz sevincine tanık olduk. 36 yıl aradan sonra, bölgemizdeki olaylara, dünya’ ya ülkeye bugünkü bakışınız da merak ediliyor. Artık bunca tecrübeden sonra farklı ve geniş bir pencereden olaylara baktığınızı arkadaşlarınız olarak biliyoruz. Kamuoyunun merak ettiği, PSK’nın kongresinde aldığı kararın uygulanması sürecinde legal siyasette ne yapacağınızdır. Gelir gelmez, güven ve samimiyet dolu sevecen duruşunuz, bilgili, kararlı, alçak gönüllü, modern ve çağdaş tutumunuz, demokratik mücadeleciliğiniz, hakkınızdaki ilk şifre ve ipuçlarıydı. Verdiğiniz mesaj, yaptığınız açıklamalarda da bundan sonra siyasette yapmak istedikleriniz konusunda da önemli konulara işaret ettiniz. Belli başlı konularda Görüşlerinizi özetlediniz, bizlerle kamuoyuyla, şöyleki;

“Kuruluş çalışmalarımızı tamamlayacağız. Yasal açıdan, teşkilatlanmamızı tamamlayacağız. Kendi adımızla, veya Kürdistan ismiyle başka bir şekilde siyasal faaliyetlerimizi açık, yasal alanda sürdüreceğiz. Gençliğin ve kadınların mücadelenin içine çekilmesi için her çabayi göstereceğiz. 1980 den bu yana legalleşme gayreti içinde olduk. 12 eylül faşist darbesi bunu ne yazık ki engelledi.

Yeni bir paradigma, yeni bir programla çıkmak istiyoruz. Mücadele anlayışımızı değiştiriyoruz. PSK tarihinde yeni bir sayfa açıyoruz.

Sorumluluk bilinciyle hareket edeceğiz. Pozitif siyaset izleyeceğiz. Bu günden sonra ne yapmalı? Ben ne söylüyorum? Ben ne diyorum? biz neyiz? Ne istiyoruz? Biz kürdistani bir partiyiz, Temel amacımız kürdistanı özgürleştirmektir.

Kürt özgürlük mücadelesine ve sorunun demokratik barışçıl yolla çözümüne katkı sağlayacağız. Demokratik mücadeleyi esas alıyoruz, silahlı mücadeleyi savunmuyoruz.

Mücadele edeceğiz, sokağa ineceğiz, sivil itaatsizlik eylemlerini öncelik alıyoruz. Sivil direnişler göstereceğiz. emek harcayacağız, bedel ödemekten çekinmeyeceğiz.

Kürt ulusal mücadelesinin birliğine, demokratik dayanışmaya önem vereceğiz. Kürt siyasi partilerinin yakınlaşmasına güç vereceğiz. İlkelerimizden taviz vermeden, ortak çalışabilecek bir programda birlikte çalışabiliriz. Tüm kürt örgüt ve partileriyle (buna HDP dahil) ittifak yapabiliriz.

Biz hiç kimsenin alternatifi değiliz. Biz kürdistandaki sistemin alternatifiyiz.

Bize göre Kürtler, ulusal demokratik haklarını almak için, silahları gündemden çıkarıp, legal, barışçı, demokratik ve sivil toplum çalışmalarına ağırlık vermelidir. Türkiyede, hemen operasyonları durdurmalı, Kürtler, şartsız, koşulsuz ateşkes ilan etmelidir.” Dediniz.

Ayağınızın tozuyla gelir gelmez oldukça karışık bir konuda; Orta doğunun, en önemli meselesinde, Türkiyenin en temel sorunu olan kürt sorunun çözümü konusun da bu kadar kısa sürede önemli, kararlı açıklamalarda bulunmak, bu tarihi dönüşün, demokrasi ve Kürt sorunun adil ve barışçıl çözümü için bir fırsat yaratacağına olan umutları artırdı. Bu sürecin başlangıcından itibaren, inançlı ve kararlı bir biçimde başarıyla götürüleceğine, halkımızın da bu çabalara destek vereceğine inanıyorum.

Halkımızın insanca yaşama mücadelesinde her ileri adım, beni daima sevindirmiştir. Bu defa da sevincimi paylaşmak istiyorum. Bölmenin ve bölünmenin tarafı olmadığımı belirtmek isterim. “Her zaman birlikten güç doğar.” Şiarına inanmışımdır. Etrafımızda olup biten her gelişmeyi, özellikle siyasal gelişmeleri ciddiye almak gerekir. Doğruları ve yanlışlarıyla birlikte şüphesiz,

Kürtler açısından önem kazanan, konuların başında, ulusal demokratik taleplerde ISRAR. Gelecekle ilgili stratejik hedeflerden ayrılmamak, statü ve devletleşme konusun da NETLİK kazanmak. Kürdistanın diğer parçalarındaki mücadele ve devletleşme çabalarına DESTEK olmak. Ayrıca Kürtçenin eğitim ve öğretim dili olmasını, Kürtçe eğitim yapan okulları, üniversiteleri, enstitüleri, televizyonları, araştırma merkezleriyle birlikte NET bir projeye kavuşturmak,

Yeni anayasa talepleri, bu anayasanın niteliği konusunda, değişim konusunda, demokrasi, eşitlik konusunda, devletin niteliğinde yapılması gereken değişikliklerin açık ve net olarak öne çıkarılması ihtiyacı, statü ve devletleşme talepleri daha net hale getirilmeli. fedaral bir statüyü açıkça tüm boyutlarıyla dillendirilmelidir. PSK nin sorumluluk bilinciyle, yeni bir paradigmayla, kararlı bir biçimde kürt halkının özgürlük mücadelesinde farklı bir mücadele anlayışıyla siyasi alanda olacağız demesi, bir inançtır, bir ileri görüşlülüktür, bir demokratik davranıştır. Devrimci bir tutumdur. Siyasi ve stratejik bir yol haritasıdır. Başarılar diliyorum.

Cevapla

YADA

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Afrin’e saldırı planı ve savaş çığırtkanlığı

Genel anlamıyla Savaş, sömürü ve baskının en vahşi biçimidir. Bu insanlık dışı yıkımdan, beslenenler de, ...