Celal DeveciGÜNDEMDEKİLERKUŞCA HABERNUÇE

Olmadı ya, Heval Necati

Necati hevalın anısına

Heval Necati’yle her nedense Kuşca’da yollarımız hiç kesişmemişti. Onu ilk kez Danimarka’da tanıma fırsatım oldu.

Mütevazı kişiliği, yakın dostluğu ve sessiz ama derin zekâsıyla çevresindeki herkesin kalbini kazanmıştı.
Genç yaşta müziğe, siyasete ve toplumsal konulara ilgi duymuş; zamanının büyük bölümünü bu alanlara adamıştı.
Bireysel çıkar gözetmeden, inandığı davası uğruna yıllarca emek verdi. Kimliğinden hiç ödün vermedi.
Ülkesini ve Kuşca’sını çok sevmesine rağmen, yaptığı politik çalışmalar nedeniyle diasporada yaşamak zorunda kaldı.
Ama o hiçbir zaman ne pişmanlık ne de kırgınlık gösterdi.

Heval Necati’yle birçok ortak proje ve çalışmamız oldu. Kusca.com’u ilk kurduğum dönemde, ona da orada köşe yazarlığı yapmasını önerdim.
Mütevazı kişiliği burada da kendini gösterdi.
“Olmaz, kim benim yazılarımı okuyacak?” diyordu.
Ben de, “Dur, senin köşe yazıların için bir fotoğrafını çekelim,” dedim.
İstemeye istemeye kabul etti.
Ve yıllarca, birçok yazısını Kuşcalılarla ve dostlarıyla paylaştı.

Bir gün beni aradı:
“Celal ya, ben bir yazı yazdım.”
“Nasıl yani?” dedim.
“Evet, bir kitap yazdım… Okuyup eleştirel gözle değerlendirir misin?”
Tabii ki mutlu oldum. “Sen kitap yazdıysan, benim okumamam mümkün mü?” dedim.

Her sanatsal eserin bir ilham kaynağı olur; Necati’nin de kitabının bir hikâyesi vardı:
“50. doğum günümde çocuklar bana bir iPad hediye etti. Ne yapayım bununla derken, bir kitap yazmalıyım diye düşündüm,” demişti.
Ve böylece 234 sayfalık çok değerli bir kitap ortaya çıktı.
Necati, Kuşca’dan çıkan ilk yazar olarak edebiyat dünyasına adım atmış oldu.

Kitabın basım sürecinde uzun bir dönem birlikte çalıştık. Dizgi ve yayına hazırlık sürecinde elimden geldiğince destek oldum.
O da benden, kitabın arka kapağı için kısa bir tanıtım yazısı istemişti. Kıramazdım.
İşte o yazı:


Varolma Tutkum;
Bir göçün hikayesi. Batı Mezopotamya’dan başlayıp, Orta Anadolu ve Batı Avrupa’ya uzanan bir göçün hikayesi.
Bir kimlik arayışı. Bir var olma hikayesi.

Necati, Varolma Tutkum kitabında her ne kadar kendi hikayesini anlatmaya çalışsa da, aslında Orta Anadolu Kürtlerinin ortak hikayesini, güzel, akıcı ve edebi bir dille bizlerle paylaşmakta.

Herkesin kendisini bulabileceği, Varolma Tutkum kitabını en içten dileklerimle herkese öneririm.


Kitabın ismi üzerine uzun uzun konuşmuştuk.
Bir gün, “Buldum galiba,” dedi.
“Ne buldun?” dedim.
“Kitabın ismini… Varolma Tutkum olsun.”

Gerçekten de çok güzel, kendisine yakışan ve kitabın ruhunu yansıtan felsefi iki kelimeydi:

  • Varolma: Hayatta olma, yaşama, kendini gerçekleştirme, anlam bulma hâlidir. Yalnızca “yaşamak” değil, bilinçli bir şekilde var olmanın farkında olmaktır.

  • Tutku: Yoğun bir istek, güçlü bir duygu, vazgeçilmez bir yönelimdir. İnsan bir şeye tutkuyla bağlıysa, o şeyi varoluşunun merkezine koyar.

Evet, Necati heval’ın çok sevdiği Nietzsche’nin dediği gibi: Her acıya rağmen var olmayı istemek.

Evet, Necati heval, çocukluğunda yaşadığı tüm zorluklara rağmen var olmayı öğrenmiş ve kitabının ismini  de Varolma Tutkum koymuştu, çünkü biliyordu ki var olmak direne direne kazanılacak bir şeydi.

Ama maalesef Necati heval o sinsi hastalığa karşı ancak kısa bir süre dayanabildi.

Necati heval, yarın sana karşı son görevimizi yapacağız.

Işıklar içinde uyu, can dostum.


(Necati heval’ın anısına yazacağım ikinci yazı, son konuşmamızla ilgili olacaktır.)

Yazarımız

Celal Deveci
Kuşca'da doğdu. ilk ve orta eğitimini Kuşca ve Cihanbeyli'de yaptı. Lise ve üniversite eğitimini Danimarka'da bitirdi.
Daha önce sosyal pedagog ve öğretmen olarak çalıştı. Psikolojiyi yüksek lisans seviyesinde bitirdikten sonra, 2004 bu yana psikolog olarak çalışmakta.

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.