Anasayfa / Kuşca / Peribacaları Büyülüyor

Peribacaları Büyülüyor

Kuşca’da gezip görülecek bir çok dogal güzellik bulunuyor. Bu güzelliklerin basında Celil yaylasında bulunan Peribacaları geliyor. Kuşca’ya gelen misafirleri yıllarca adeta selamlayan Peribacaları muhtesem görünümüyle görenleri büyülüyor.

Peribacalrı cıvarında bulunan dogal magaralar ise meraklılarını bekliyor.

›Irili ufaklı yüzlerce magaranın tarihi süreç içerisinde barınma amaçlı kullanıldıgı bilinmektedir. Görenlerin büyük begenisini kazanan Peribacalar ve Magaralar herkesin görmesi gerekir.

Peribacaları

Kuşca Beldesi’nin (Cihanbeyli-Konya) 2 km yakınında Celil Mahallesi civarında peribacası oluşumları bulunmaktadır. Birçok araştırmacının Kuşça formasyonu olarak adlandırdığı bu birimin yaşı Orta Eosen-Üst Miyosen bazılarına göre ise Oligosen’dir. Birim sarımsı kahve, kırmızı, yeşil, gri ve beyaz alacalı renklerde, orta-kalın katmanlı, orta tutturulmuş, kumtaşı, çakıltaşı, kiltaşı, çamurtaşı, volkanik küller, killi kireçtaşı ve konglomeralardan oluşmaktadır. Kumtaşı ve konglomeralar genellikle karbonat çimentolu olup içindeki çakıl ve kumlar daha yaşlı bütün birimlerden ve özellikle Eosen flişleri ve ofiyolitlerden kaynaklanmıştır.
Peribacaları farklı dayanıma sahip olan bu seviyelerin rüzgâr ve yağışlarla şekillendirmesi ile oluşmuştur. Öncelikle kayaçların çatlak ve kırıklarına
sızan su ilk ayrışmayı başlatmıştır. Yöredeki çok sayıda faylarla parçalanan kırıntılı kayaçlar bu kırıklar boyunca yağışlarla aşındırılmıştır. Aşınan bölüm içindeki dayanımlı kesimler ayakta kalırken dayanımsız birimlerin seller ve rüzgârlarla taşınması sonucu eşine ender rastlanan bu jeolojik anıtlar oluşmuştur. Görünümleri açısından farklı nesnelere benzeyen bu yapılarlar ilgili bir çok efsane anlatılmaktadır. Bazıları ise barınak olarak kullanılmıştır.

Peribacalarını oluşturan kayaçlar diğerlerine göre dayanımlı olmalarından dolayı geçmişte yapı taşı olarak kullanılmak üzere tahrip edilmiştir. Bu peribacaları günümüzde Kuşca Belediyesi’nin kısıtlı imkânları korunmaya ve tanıtılmaya çalışılmaktadır. Ancak herhangi bir koruma yapılamadığından yüzeysel aşınma yanında bilinçsiz insanların tahribatına da açıktır. Yörede halen hızlı bir şekilde gelişen rüzgâr erozyonu ise çevreye yapılacak ağaçlandırma çalışmaları ile azabilecek niteliktedir.
Bu doğa harikası alanın tanıtılarak ülke turizmine kazandırılması, jeopark haline getirilerek gelecek nesillere jeolojik miras alanı olarak bırakılması gerekmektedir. (Şükrü ARSLAN, Aytekin DİKEN)