H. Hasan TuzcuYAZARLARIMIZ

Çözüm projesi

Türkiye’de son dönemde KÜRT SORUNU ile ilgili sıkça konuşulan sözcüklerin başında çözüm projesi ve çözüm süreci geliyor diye düşünüyorum, bende takıldım, daha doğrusu. Proje lafı uzun zamandır da aşina olduğum bir durumdur, mühendislikte her adım da konuşulur. Dolayısıyla haşır neşir olduğum bir olaydır. Teknik projelerin her safhasına karınca kararınca müdahil olmuş biri olarak, bunun ne anlama geldiğini iyi kötü bilirim. dar anlamda, proje; bir fikrin bir düşüncenin tasarlanmasına, şekillenmesine, yazılmasına, çizilmesine, uygulanmasına topluca verilen isimdir. Anlamlı olması içinde, YENİLİK getirmesi, YARAR sağlaması, EKONOMİK olması kriterlerini taşıması gerekir. Kısaca hedeflenen, istemlere, PLANLI, DİSİPLİNLİ, zaman ve mekan iyi kullanılarak doğru biçimde ulaşmayı sağlamaktır. Bu anladığım ve bildiğim bir durumdur. Asıl anlayamadığım, siyasal ve toplumsal olarak lanse edilenleridir.

Genel olarak, toplumların özgür ve mutlu yaşayabilmeleri için, elbette çağımızda her alanda uygulanabilir, çağdaş, demokratik sonuçları olan, projelere ihtiyaçları vardır. Bu doğaldır. Çünkü her proje, bir İHTİYAÇTAN doğar ve bu tanımını kendi içinde yapar ve çözer. UYGULAMALARI bu ihtiyaçtan ayrılmaz. Aynı zaman da zaman ve mekan boyutuna bağlıdır. Uygulamada her detay açıklıkla, titizlikle tatbik edilir. Şüphesiz bu yöntem, bilimsel, araştırma ve analizlerin sonucunda belirlenen DETAYLARA dayanır. Bizdeki projelere gelince;

Bir ülke düşünün ki; irili ufaklı bir çok sorunu var. sorunlu komşularla aynı coğrafyada bulunuyor, dünyadaki güç dengeleri içinde emperyalizmin yedeğinde olma politikası benimsemiş kötü bir yerde duruyor. Doğrusu bir çıkış yolu bulacak, düzlüğe çıkacak bir İKTİDARA sahip değil, bu girdabın en ağır ciddi temel sorunlarını çözemeyen, çözüm yoluna koyamayan bir iktidar ilerleme sağlayamıyor. Şüphesiz ki, Türkiye’de bu temel sorunların başında KÜRT SORUNU gelmektedir. Bu sorun bilindiği gibi, tarihten gelen bir sorun. yüzyıldan fazla bir geçmişi var. Bir o kadar da karmaşık ve çok boyutlu.

Ne yazık ki hiçbir sorun yok sayılarak, inkar edilerek çözülmüyor. Hele bu kadar ağır ve temel sorunu şiddetle BASKIYLA çözmekte mümkün olmadı olmuyor. Buna yani yapılanlara bir isim koymamız gerekirse; fiyasko projesi, son yüzyılın en talihsiz “ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜMDÜR” projesi diyebiliriz. Bu projenin bir parçası olanlar, mimarı olanlar, eskileri gibi yeni sahipleri de bugün bile farklı uygulanabilir, bir proje üretememektedirler. Kimsede onlardan sonuç alıcı, eşitlik ve özgürlük temelinde bir köklü çözüm öneri projesi beklemiyor. Bu tesbitten sonra asıl konuya yaklaşmamız gerekir. Kürt siyasal güçleri başta olmak üzere, ÇÖZÜM PROJESİ olanlar ortaya çıkmalı, bu benim çözüm projemdir demeli. Halka anlatmak, destek sağlamak için de bu günkü teknolojik imkanlar önemli fırsatlar tanıyor. Devletin projesi bildiğimiz gibi, inkar ve terör sorunu. Kendince çözüm öneri ve uygulamalarına da kardeşlik dediğini herkes biliyor. Kürtlerin de karşı karşıya kaldığı sorunlarına çözüm önerileri, elbette var. Bu çözüm önerileri içinde, TR de kürt sorunun çözümü “FEDERASYONDUR” diyen K. Burkay ve arkadaşlarının (HAK-PAR) savunduğu proje, bana göre eksiklerini ve sıkıntılarını çok hızlı bir şekilde giderdiklerinde, en gerçekçi demokratik çözüm projesidir. Buna haksız yere eleştiri ve karalama getirmek, çözümsüzlüğün bir parçası olmaktır. “Bu mesele, eşitlik ve demokrasi temelinde, kürt halkının tüm eğitim, yönetim, yasal hakları güvenceye alınarak, gönüllü birlikte yaşayabiliriz.” Çözüm önerisi, bugünde yarında önemini koruyacağı kesindir. Bu halkların lehinedir.

Proje yapmak kolay iş değildir. Hele çok boyutlu geçmişten kalan, karmaşık sorunları çözecek projeler üretmek hiç kolay değildir. Uygulama için zamanlama yapmak, ekonomisini tamamlamak, örgütlemesini yapmak, bütün bu çabaları mütabakatla, başarıyla sürdürmek her mimarın, mühendisin karı değildir. Bu iş büyük emek ister, özveri, sabır, enerji ve dürüslük ister. En önemlisi barış ve birlik ister. Farklı alternatifler, ülke bölge ve dünya gerçekleri analiz edilerek, yeni farklı çözüm projeleri elbette üretilebilir. Temel sorunların çözümleri tek değildir. Çözüme asla katkı koymayan,Karalama, çamur, polemik, akıl ve ahlak dışı davranışlar, hiçbir siyasal harekete ve kişiye yarar getirmediği gibi olumlu gelişmeleri de olumsuz yönde tetikler. Bunu aklı başında olan herkesin bilmesi gerekir. Çözüm için her olumlu, barışçı, demokratik adımı destekleyen biri olarak, İMRALI görüşmelerini de olumlu buluyorum. Sorunun çözümü yönündeki pozitif gelişmelere kapı aralar diye umutlanıyorum. Bunu diliyorum. Burada görev ve sorumluluk alacak olanların her şeyin bilincinde olmaları gerektiğine inanıyorum. Barış en zor koşullarda doğar. Gelinen nokta, 30 yıllık çatışma dibe vurumdur, kırılma noktasıdır. Bundan sonrası, umut olmak zorundadır. Şartlar elbette ki eşit değildir. Her şeye rağmen, katılımcıların dikkatli olmaları gerekir. Mesele 40 bin insanımızın ölümüne sebep olmuş bir sorundur. kötü düşünmek yarar sağlamaz.

Şüphesiz, toplumsal temel sorunların çözümü zordur. Çözmekten başka alternatifte olmadığına göre, kat etmemiz gereken çok uzun ve engebeli bir yol ve yolculuğumuz var. Zaman kaybetmenin kimseye faydası yok. Subjektif niyetler de yeterli değildir. Çözüm diyenler; elini taşın altına koymalı, cesaretle, sağduyu ve vakurla mücadele eksenini yükseltmelidir. Ortak akıl yaratılarak, sabır, kararlılık, inançla, çözüm projesini yürürlüğe koymak, inandırmak gerekir. İnsan olarak bizlere yaraşan, barış ve özgürlük içinde yaşamayı öğrenmektir, öğretmektir. Karşılıklı sevgi ve dostluk yaratmaktır. TEK TARAFLI yaklaşım yerine, kendimizi başkalarının yerine koyarakta( empati) düşünmeliyiz. Çağdaş ve medeni durum budur. Mağdur olmanın verdiği haklılığı iyi izah etmeliyiz. Mücadele ve saygınlığın birlikteliğini asla bırakmamalıyız. Halklar olarak, birlikte bir arada eşit, özgür ve mutlu yaşamanın önündeki tüm engelleri kaldırabiliriz. Bu olanaklıdır. Başka çözüm olmadığını hep birlikte gördük.

Daha Fazla Göster