H. Hasan TuzcuNUÇEYAZARLARIMIZ

İNSAN’nın DOĞUŞTAN GELEN İNSAN HAKLARI

Kısaca ifade edersek, bunun anlamı, toplumun vazgeçilmez bir bireyi olarak insanın, onurlu, sağlıklı ve mutlu olarak yaşaması için devlet tarafından gerekli ortamın, koşulların hazırlanmasıdır. Bu hakların kazanım mücadelesi; İnsanlık tarihi ile başlar, ilk olumlu sonuçlar 1215 Magna carta sözleşmesi, 4 Temmuz 1776 Amerikan bağımsızlık bildirisi, 1789 Fransız devrimi ve 10 Aralık 1948 İnsan hakları evrensel bildirgesi sayılabilir. AB ülkelerinin benimsedikleri Kopenhag kriterleri sözleşmesi de son olarak sayılabilir. Türkiye’nin uygulayacağına dair altına imza attığı BM sözleşmesi, Türkiye pratiğinde çoğunluk maddeleriyle uygulama dışında, ne yazık ki, rafta kalmaya devam ediyor.

Bugün de demokrasiyle idare edilemeyen toplumlarda, insanın doğuştan gelen hakları, ne yazık ki, sınıfsal sömürü ve devletin inkârcı yasalarının baskısı altındadır. Konut, dil, emek, eğitim, sağlık, ulaşım, iş ve çalışma yaşamı vb. birçok doğuştan gelen insan hakları gibi.

Demokratik olmayan devletlerin, İnsanın doğuştan gelen haklarını yok sayması, yurttaşını yok kabul etmekle eş anlamlıdır. Bunun uygulaması bilindiği gibi yurttaşının eğitimsiz, iradesiz, evsiz, işsiz, gelirsiz bırakılmasıdır. Bu sistemler, işi daha ileriye götürerek bu dünyada olup biteni, ihmalleri, kendi eksikleri değil de ‘’kader, fıtrat’’ olarak kabul eder. Bu yokluğun, eşitsizliğin telafisinin ancak öbür dünyada olabileceği siyasetini güder.

Bu ön açıklamadan sonra, 100 yıldır kurulmuş imparatorluk bakiyesi TC devletin, hükmettiği sınırlar içinde, 06.02.2023/4.17 tarihinde kısa aralıklarla 7.7 ve 7.7 şiddetinde iki deprem oldu. 11 ili ve birçok ilçe köy ve yerleşim yerini etkiledi. Son yüz yılda Türkiye’de meydana gelen her doğal afetin yıkıcı onarılmaz sonuçları gibi bu depremlerin sonuçları da, büyük bir maddi manevi yıkım oldu.

Son iki haftadır ülkede yaşamı cehenneme çeviren depremin sonuçlarına; rakamlarla birlikte bakalım. Tarifi mümkün olmayan bir acı ve insanlık dramı, bir büyük felaket, bir katliam. 41 bin 20 kişi hayatını kaybetti. 100 binden fazla yaralı, dahası 13.5 milyon insan olumsuz olarak etkilendi. Yüz binlerce perişan depremzede, 7 bin 500 bina yıkıldı. 10 binlerce yıkılacak duruma gelmiş bina. Acı ve gözyaşı.

Şairin dediği gibi, ‘’bunun başka mümkünatı yok mu’’ elbette var. Hem de çok basit, deprem fay hatlarının uzağında, sağlam zeminde, depreme dayanıklı malzeme ve donanımla, mühendislik kriterlerine uygun, imarlı projeli ev yapmaktır. Bu çok zor olmasa gerek. Ama gel gör ki bu kriterlerde yapılacak bir ev rant/kar kriterlerine uymamaktadır. Göz yumulan, ihmal edilen, felaketlere sebep olan nokta budur. Hatta yine şairin dediği gibi katlimize sebep olan noktalardan biri budur.

Onun için diyorum ki, bu böyle gitmemeli, bundan sonra meydana gelecek doğal afetlere çok dikkat edelim. Çocukların ölümüne, yetim kalmalarına, insanlarımızın, sakat kalmasına, evsiz kimsesiz kalmasına, kurda kuşa muhtaç olmasına müsaade etmeyelim. Devletten şehirlerde kentsel dönüşümü, dayanıklı, rantsız/karsız, konut sahipleri yararına acilen yerine getirmesini isteyelim. Yeni yapılacak konutların, kendilerine mezar olmalarına izin vermeyelim. Kentlerimizin mezarlıklara dönüşmesine müsaade etmeyelim. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Hem de doğuştan gelen hakkımızdır.

İnsanca yaşamamızı engelleyen, yönetimleri, sistemleri elimizin tersiyle itelim. Emekten, eşitlikten, demokrasiden, bilimden yana davranalım. Fıtrat, kader dedikleri yalanlara kanmayalım. Deprem ana fay hatları üzerinde olan bir ülkede, her depremde aynı felaketleri, katliamları yaşamayalım. Bu anlamda ölüme karşı, yaşamı savunan, Bir kürt atasözü ile bitirmek istiyorum. Sêr erdê tim/her dem ji binê erdê rintir’a/ çêtire (yerin üstü her zaman yerin altından iyidir).

Yazarımız

H. Hasan Tuzcu
Mühendis.
Harita mühendisliğini Selçuk üniversitesinde okudu. Aslen Xalikanlı, Ankara yaşamakta.

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.