Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Mehmet Gezen / Sana mektuplar

Sana mektuplar

Ruhumu ve yüreğimi sarıp sarmalamış, bedenimi ve düşüncemi inciten, kemiren bir hakikat şafağında yanlış yerlerde aramıyordum. Ama ısrarla yanlış yerlere sürükleniyordum. Bazen bir uçurumun kıyısına çekiliyor, uçurumun kenarında toprağa tutunan dal gibi bende sana tutunmaya çalışıyordum. Doğduğum topraklara kök salmak istedikçe, köksüzlük dayatılıyor ve hep, hep düşen oluyordum.

Her bir düşüş ve kalkışta; yaşamı yeniden öğreniyor yaşamı yeniden unutuyordum. Yaşamda mânâ buluyor, yaşamda mânâ yitiriyordum. Bir yanımı biriktirirken; bir yanımı yitiriyor, kendimi eksiltiyordum. Kendimi eksiltirken gercekten eksiliyor muydum yoksa çoğalıyor muydum ?Bilmiyorum. Içimdeki ışığa inat gelecek daha fazla karanlik vaad ediyordu.

Korkuyorum. Huzursuzum. Kendi içimde çatışmalar yasiyorum. Içine düştüğüm, düşürüldüğüm karanlık girdapdan kurtulmaya çalışıyorum. Geçmişin o büyülü, kutsal çocuk gömüsüne takılıp kalıyorum. Vurulduğum tüm sevdalarda, tutuştuğum tüm kavgalarda neden adalete sarılıyor, onuru yüceltiyordum? Her bir sevdaya, her bir kavgaya neden ad koyuyor, mânâ arıyordum? NEDEN BAŞKALARI GIBI OLAMIYORDUM ? Yaşanılmış her bir şeye sırtımı dönüp, yaşanılacak her bir şeye neden yüz vermiyordum? Nereye varmalı, nerede kalmalıydım? Bazen sınırlarımın sonuna geldiğimi düşünüyorum. Eğer gerçekten bir sona geldiysem bu hakikat arayışların da bir sonu olmalıydı, bu istem böyle uzayıp gitmemeliydi. Yok daha sınırlarımın başındaysam, bu tükenilmişlik, bu sussuzluk da neyin nesiydi?

Parantezlere ihtiyacım var çocuk,  parantez açmak istiyorum. Bunu bugün yazmalıyım. Dün yazamazdım, daha olgunlaşmamıştın. Yarın için de çok geçti. An’ı yaşamalı, an’ı yazmalıydım sana. Zaman demiştin bir keresinde… Ve susmuştun. Zaman iki nokta arasındaki mesafeden mi ibaretti? Yürünecek bir yol, ulaşılacak bir menzil, varilacak bir hedefmiydi? Yoksa bir duruşmu?

Seni sana ve zamana bırakamazdım. Zaman, yorgunluk ve tükenilmişlik hissi veriyor, çürütüyordu.

Geçmiş zamanların o büyülü çocuk gömüsünden sesler yükseliyor şimdi. Kutsal ateşler yakılmış, orda olmalıyım, dokunmalıyım.
” Şifayı bizi yaralayan neyse onda bulacaktık”

Cevapla

YADA

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Zafer kazananlar muzaffer değildiler

“Ve onlar derin bir uykuya daldılar” Zamanın Duvarlara çarptığı Gümüşsü Bir gecede Acının Koynuna bıraktım ...