Anasayfa / YAZARLARIMIZ / Feridun Hayati Ünüvar / Türkiye´deki elektro-manyetik yönetim !

Türkiye´deki elektro-manyetik yönetim !

Feridun Hayati Ünüvar

Aslen Konya'nın Seydişehir ilçesinden. İvriz ilk öğretmen Okulu mezunu olduktan sonra Kuşca’nın Büyük Yayla ilkokulundan öğretmen olarak çalıştı. 1970’li yılların başında Danimarka’ya geldi. Danimarka’da Türkçe eğitim vererek öğretmenlik mesleğine devam ederken, sosyal danışmanlık eğitimini bitirdikten sonra, 5 yılda hukuk okumuştur.

Yazarın tüm yazılarını göster

Başbakan Tayyip bey, Demirel gibi fötr şapkasını alıp gitmezmiş..
Ülke, demokrasiye yönelik müdahale ve tehditlerle karşı karşıya kaldığında, gereğini yaparmış..

Boş laflar bunlar, boş !

Ülkemizde, Cumhuriyet Devrimleriyle halifeliği kaldırmamıza rağmen ; başbakan hâlâ , din adamı gibi fetva veriyor. Basılı ve görsel medyasının marifetiyle attığı nutukları yetmiyormuş gibi, bir de ülkeyi, elektro-mantyetik dalgalarla ülkeyi yönetmeye kalkıyor ! Şu anda, kurbağalaşan hukuk ve bağımsız bürokratik devlet kurumları, iktidarın bu manyetik alanı içerisine çekilmişlerdir.

7 senedir ülkemizin yürütme erkini elinde bulunduran siz değil misin ?
Sayın Tayyip bey, sen ve iktidarınız icraat yapmak istiyor da, elinizi tutan mı var ?

Kalitesel hamasetinizi ; yardımcınız, sağ cenahınızdaki yaşlı beyin, Arınç beyin tüm icraatlarında görmemiz mümkün olmuyor mu sanıyorsun ? Bir bakıyorsun hocası Fethullah gibi ağlıyor, bir bakıyorsun Baykal’ın elini öpmeye kalkıyor, bir bakıyorsun Diyarbakır’da nabza göre şerbet veriyor..

Pes doğrusu !

Yürütme komikleşti, heyecan çok artıyor,
Açılım paketleşti, terazi yok tartıyor !

10 Kasım gibi Türk Milletinin anısal bir gününe, Meclis’teki içi boş önergenizle, saygısızlık yapıldığını tüm dünya kabul ederken siz, yürütme olarak yaptığınız icraatın doğruluğunu nasıl savunursunuz ? Bu yaptığınızı, bu milletin unutacağını mı sanıyorsunuz ?

Gün olacak, devran dönecek ve bunun hesabı da sorumlularına, mutlaka sorulacak. Bundan hiç kimsenin süphesi olmasın !
10 Kasım, Atatürk’ü anma , oluşturduğu ortak Türkiye Cumhuriyeti kültürüne, saygı ve minnet günüdür. Ahde vefa günüdür. Esir düşmüş, dağılmış, farklı halkları birleştirerek bir millet yaratan insana, saygı günüdür 10 Kasım.. Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi olmuş Atatürk’ü anma günü, milletimizi birbirine kenetleyen tarihi bir gündür. Bunları idrak etmeyenler, ülkemizi layıkiyle yönetebilirler mi ?
10 Kasım’da Meclis’imizde önerge tartışmak, samimiyetsizlik ve saygısızlık değil midir ? Milletimizin ortak değerlerine nasıl sahip çıkıldığını 10 kasım’da gördük. Ulus olarak birbirimize saygılı olacağımız böyle bir günde, önerge tartışmak, demokratik ahlakla bağdaşır mı hiç ? Bu tavır aynı zamanda, tartışılacak önergeyi de önemsememek, değer vermemek anlamına gelmez mi ?

Bu vesileyle, 10 Kasım’da iktidara tepkisini gösteren duyarlı milletvekillerimize millet olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz. Türkiye olarak bize ortak bir ülkü birliği sağlayan, bizi bir millet yapan Aziz Atatürk’ü sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz. Başbakanın, bağımsız olması gereken Yasama Erk’ine Meclis Başkanını azarlayarak müdahele etmesini de yadırgayıp, kınıyoruz.
Biz, millet olarak çok manyaklıklar yaşadık sayın başbakanım. Bunların hiçbirini unutamadık. Siz de yaşadınız olanları. Bunları, hepimizden daha iyi, siz biliyorsunuz..

Meclis’imiz kapatıldı, Deniz Gezmiş gibi üniversiteli gençlerimiz idam edildi, generaller ihtilalleriyle bu anayasayı yaptı. Faili meçhuller.. daha neler, neler.. Hepimiz, öksüz çocuklar gibiyiz. Fakat şimdi 7 senedir iltidarda olan sizsiniz. Kürt Açılımı dediniz, Alevi Çalıştayı dediniz, Demokratikleşme diye bir süreç başlattınız.. Bütün bunlar güzel. Hemfikiriz. ‘Ülkemizin kronikleşmiş birçok yapısal ve kurumsal sorunlarını kökünden halledeceğiz’ dediniz. Ülkemizde; demokratik, çağdaş, laik, sosyal bir hukuk düzenini işlevsel hale getireceğiz’ dediniz. Çok güzel. Madem düzeltmek istiyorsunuz, madem demokrasi diyorsunuz, madem yaralarımızı saralım istiyorsunuz, getirin önerilerinizi , milletimize hizmet edelim, hesap verelim, hesap soralım !

Bize kefenden bahsetmeyin. Bu Açılım’ı istismar etmek olur . Demokrasiyi kimse, kefenleyemez !
Korkma, görülür ol. Açılım paketini açıkla. Tavırında samimi ol. Komşularla dost olacağım derken, başbakanı olduğunuz milletimizin muhalefetine düşman olma, yabancılaşma.

Açılım düşüncelerinizi açıklayın, bunları iyice hesaplayın, geçmişi sorgulayın, geleceği sağlam temellerde inşa edin. Kurumların, mevcut ve geçmişteki icraatlarını sorgulayın ! Hesabını sorun !

Biz millet olarak hep, hesap soracak olan liderlerin yanında olduk. Senin de yanındayız, korkmayın!

Gelin, şapkasını alıp gidenlere, hesap soralım !
İhtilalcilere, hesap soralım.
Gençlerimizi asanlara,
Anayasayı değiştirmiyenlere,
Milletvekili dokunulmazlığını kaldırmayanlara,
İnsan haklarını ihlal edenlere,
Laikliği uygulamayanlara,
Devlet imkanını şahsi menfaatine kullananlara,
Yolsuzluk yapıp ihaleye fesat karıştıranlara,
Rüşvetsiz iş yapmayan kamu görevlilerine,
Milletimizi ayrıştırıp, savaştıranlara,
Yasaları uygulamıyanlara,
Basın özgürlüğüne müdahale eden politikacılara,
Yargıya müdahale eden yürütmeye,
Devlet Kurumlarını politikacılara emanet edenlere,
Yaş-kuru farketmez kanunsuz imza atanlara,
Demokrasiden, eşitlikten ödün verenlere,
Torpille kamuya personel atayanlara,
Hesap sormamızı engelleyenlere , hesap soralım ! Sizin yanınızda ve destekleyeniniz. Yeter ki, samimi olalım.

Tüm bunların hesabını sorabilmemiz için sayın başbakanımızın evinde olması ve şapkasını önüne koyup iyi bir düşünmesi ve kararlı olması gerekiyor. Caymaması da çok önemli.

Şayet başbakanımız ;

– başka inançları yok sayıp, yalnız islam dinini destekleyip finanse ediyorsa,
– devletin din özgürlüğünü kabüllenmeyip, laikliği uygulamıyorsa,
– ihtilal hazırlığı yapanlara göz yumup, görevinden alamıyorsa,
– yargı ve yasamanın bağımsızlığını, kabullenemiyorsa,
– yazılı ve görsel basını kendi hegomanyası altına alıyorsa,
– TRT ’nin bağımsızlığını koruyamıyorsa,
– orduyu ve inancı siyasetin dışında tutamıyorsa,
– vasıflı bürokrasi yerine yandaş yada partili yerleştiriyorsa,
– işçinin kayıtdışı ve sigortasız çalıştırılmasına göz yumuyorsa,
– seçim yasasına göz yumuyorsa,
– demokrasi açılımında, siyasi rant peşindeyse,
– militarist baskının yerini, iktidar baskısı alacaksa,
– ülkeyi hocalarla yönetecekse,

Milletimiz de, devletimiz de, ülkemiz de çok şeyler kaybedecek ve muasır medeniyetler seviyesi lafta kalacaktır. Ülkemiz ve milletimiz; uzaktan kumandalı eloktromanyetik dalgalarla değil, kuru ve yaşlarla da değil, demokratik kurum ve kurallara onurluca, uygarca yönetilmek isteniyor. Bunu tüm siyasetçiler böyle bile !

x

Check Also

ALAMANYA GARDAŞIMI, NİYE GERİ VERMİYOR..?

Geri dönüp gurbetin kahrını, sıla özlemini, insan sevgini bi hatırlayalım. Sene 1961, ekim ayının son ...