Bayram KızılkayaNUÇEYAZARLARIMIZ

Bizim de bir gölgemiz olsun

Kuşca Taziye Evi sevincimiz olsun insan kendi gölgesi altında yaşamaya sevinmezmi?

İşte bende bu sevincimizi dillendiriyorum. Herkes yardım elini uzatmalı. Yalnız kuşcalılarla sınırlı kalmamalı. İnsanlarımızı beni bağışlayacağına inanıyorum. Gelin ayrımcılık, gayrımcılık yapmadan desteğimizi sunalım.

Başta Hacı Ömer Yüksel emeği geçen, herkese bizim de bir gölgemiz olsun vesilesiyle teşekkür etmek istiyorum.

TAZİYE YEMEĞİ

Esas konum taziye yemeği. Çok eskilerde bir dini dergide okumuştum: En güzel misafir külfetsiz misafir.

Taziyelerimizde hiç birimiz misafir değiliz, biz bir aileyiz. Bu taziye yemeğine gençliğimde karşı olduğum gibi şimdide karşıyım. İnsanlarımız yüzde yüz kaldırılmasına yana, eleştirilere nasıl karşılanacağına sorunu var. Varsa eleştirsinler, eleştirmek öz eleştiri vermek güzel bir seydir. Geçmiş bazı adetlerimiz mazi olmuşsa bu taziye yemeği de mazi alacaktır. Taziye yemeği yerine geçecek, lokum bisküvi veya hurma bir de kolonyaya dönüştürürsek daha anlamlı, güzel olacağına inanıyorum.

Tolstoy’un deyisiyle herkes dünyayı değiştirmek ister ama kimse kendinden başlamayı düşünmez.

Neden, niçin, nasıl sorularını cesaretle kendimize sorabilsek inanın bir çok sorunun üstesinden geliriz. Yaşamayı daha büyük algılamamız lazım. Dünya değişmeye uğruyorsa bizde değişip dönüşmek zorundayız. Ayıp olmayan bir şeyi ayıp görmek, bundan daha büyük ayıp var mı? Küçük işlerle uğraşmak, mesafe almak, ilerlemek mümkün mü? Hane derler ya, bu dünya kime kalmış?

Yeryüzündeki bütün insanlar misafirdir. Yüz yıl önce atalarımız hiç birisi aramızda var mı? Anılarıyla, ananeleriyle yitip gitmişler, yani şunu demek istiyorum, yani düşüncelerimizi zenginleştirerek, derinleştirerek yaratıcı olmamız lazım.
Bu vesileyle mutlak bir gün bu taziye yemeğine son verilecektir. Buna eminim, çünkü bilimsel olarak, kültürel olarak tutulacak hiç bir yanı yoktur. İtirazları şundan kaynaklanıyor: Efendim taziye sahipleri aş kalırlar.

Yapmayın canlar. Taziyemiz coğu saat 15.00’te başlıyor ve saat 20.00’de bitiyor. 5 saat veya 10 saat. Hiç mi 18 saat oruç tutmadınız. Üstelik çay var, kahve var, lokum, bisküvi, hurma ve kolonya enfeksiyonuna karşı yararlıdır. Bu kadar varlık içinde, insan aç kalır mı?

OTELİ LEVÎ MAMO

Yıl 1972 küçük bir daire, yedi kişi kalıyoruz. Sürekli sayı değiştiği için otel lakabını vermişlerdi. Evsiz kalan, gelen insanlarımız. Otel sahibi çevirmezdi, demirbaş yedi kişiydi. Beşimiz sigara içiyoruz. Salon masasında, kültaplamız sigara izmaritleriyle dolu. Doğru dürüst kimse zahmet edip, gönül rahatlığıyla kültaplayı temizlemiyor. Ben hem sigara içiyorum, hem de içimde büyük tepkim var.

Yıl 1973’de bir gün sigara paketi ve çakmağı rahmetli amcam Ali’ye verdim, bu zıkkımı içmeyecem dedim. Amcam almayı reddetti, akşam içersin dedi. Halen o akşam gelmedi. En ilginç yani çevrem beni çok eleştirdi. Bayram parayı sever, buna benzer eleştiriler. Bende gülerek cevaplandırıyordum. İzin sezonu Türkiye’ye giderken sigara götürmemek, taziyelerde sigara dağıtmamak, bir paket sigara pencereye bırakmamak adeta bu cimriliğimi ispatlamış oluyordum. Eski taziyelerimizde taziye sahibi kilimleri ters çevirme, giysileri ters giymek gibi adetleri nasıl tarih olduysa, şimdi sigarada kapalı mekanlarda içmek ve dağıtmak tarih oldu. Bu vesileyle bir anımı yazmak istiyorum.

Rahmetli dayı oğlum Mehmet Kekeç 1973’te beni ziyarete gelirken yolda hayal kurmuş. Bayram bana bir karton prince verir diye. Bende olmayan sigarayı vermediğim için uzun bir müddet benle konuşmadı.

Otel sahibi şimdi 88 yaşında. Kuşca’nın genç çınarı dayım Mehmet Gül.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.