Celal DeveciEDİTÖR'DENYAZARLARIMIZ

Şirin, Zeynab, Urîk

Celal Deveci

Celal Deveci

Kuşca'da doğdu. ilk ve orta eğitimini Kuşca ve Cihanbeyli'de yaptı. Lise ve üniversite eğitimini Danimarka'da bitirdi.
Daha önce sosyal pedagog ve öğretmen olarak çalıştı. Psikolojiyi yüksek lisans seviyesinde bitirdikten sonra, 2004 bu yana psikolog olarak çalışmakta.

Yazarın tüm yazılarını göster

Danimarkalı çocuklar Paskalya tatiline girerken, anne-babaları büyük bir ihtimalle onlara bir tatil programı hazırlamışlardır. Bazıları sıcak ülkelere tatille giderken, bazılarıda yazlık ev veya büyükanne ve büyükbabalarının yanına gitmişlerdir.

Bende Paskalya tatilimde bir seminere katılarak İzmir’de geçirdim. Bu yılın Paskalyası hem Newroz’a hemde İstanbul ve Brüksel bombalamalarına denk geldi.

İzmir’in sokakları, AKP ve Erdoğan’nın mağduru olan Suriyeli ve Rojavalı binlerce insanla dolmuş durumda.

Türkiye genellinde olduğu gibi İzmir’de de insanlar büyük korku ve tedirginlik yaşamakta. Canlı bomba söylentileri her yere yayılmış. Ha bugün ha yarın bombalar patlar diye insanlar evlerinde çıkmamakta.

Newroz’a bir gün kala İzmir’in en canlı caddelerinden olan ‘Kıbrıs Şehitleri caddesi’ bomboş. Her gün binlerce insanın geçtiği, kafelerinde oturduğu, resturanlarında yemek yediği, büyük alışveriş mağazalarında alışveriş yaptığı caddede sadece bir kaç zorunlu çalışan, sivil polis ve Suriyeli mağdur mülteci çocukaları vardı.

O gün akşam üstü bir kafede otururken yanıma 4-5 yaşında bir çocuk yaklaştı. Çocuk yorgun ve bitkin bir halde. Gözlerindeki doğal ışıltılar düşmüş, tedirgin ve yorgun bir halde. Hem ürkek hemde kaçmaya hazır.

Çocuğun elinde iki kağıt mendil vardı. Elindeki mendilleri bana yöneltip ürkek bir sesle, o küçük elini biraz açıp ‘Bi xer ver’ dedi. Çocuğun gözüne bakıp, ’Navê te çiya’ dedim. ‘Urîk’ dedi çocuk. Aslında çocuğun sorumu anlayacağını pek tahmin etmemiştim. Suriyeli olduğunu tahmin etmiştim, ama Kürt olduğundan emin değildim.

Emin olmak için başka bir soru sordum: Tu çand salî’ diye sorunca. ‘penç’ dedi.

Ben çocukla sohbet ederken yanımıza üç çocuk daha geldi. Kafe çalışanı çocukları uzaklaştırmak istedi. Araya girip, çocuklarla konuşmak istediğimi söyledim. Yanıma gelen çocuklardan ikisi Urik’in ablalarıydı. Zeynab 6 yaşında, Şirin 7-8 yaşında.

Zeynab oğlan gibi giydirilmişti. Saçı kısa kesilmişti. Belkide anne-babası, Zeynab’ın bu şekilde daha az zarar göreceğini düşünmüştü. Zeynap sadece yardım istemeye çalışıyordu. Onunla konuşmama rağmen kaçamak cevaplar verip etrafına sürekli bakıp, yardım isteyebileceği kişilerin olup olmadığını öğrenmeye çalışıyordu.

Şirin; Navê min Şirin’e dediğinde çok duygulandım. Benim kızımın adı da Şirin. Bir kızımın çocukluğunu düşündüm bir de bu Rojavalı altın-sarısı saç renkli Şirin’i düşündüm.

Şirinle biraz konuşmaya çalıştım.

Şirin, Zeynab ve Urik dışında 6 aylık bir kardeşininde olduğunu söyledi. Topladığı parayla annesinin küçük kardeşine süt alacağını, ayrıca artan paraylada kiralarını ödeyeceğini söyledi. Babası savaştan kaçmış, belinden yaralıydı.

Şirin güzel kürtçesiyle şunları söyledi: Em Kurda Halep’in’. Navê bajare me Şex Maqsud’a. Daye min li male û Bawe min naxweşe.

Şirin, Rojava Kürdistanın kurtuluşunu o küçük yaşına rağmen büyük yüreğiyle dört gözle bekliyor. Ailesinin Avrupa’ya gitmek istemediğini anlattı. Denizden korktuklarını anlattı. “Em ji awe ditirsin’. “Em arin male xwe. Male me pir xweşa”.

Bir kaç gün sonra, aynı çocuklar yine aynı caddeler. Bu sefer karton kasalar ve boş plastik boya kovalarını bateri şeklinde müzik çalıp para toplamaya çalışmakta. Çocuklar aniden kaçmaya başladı. Bir çocuğun elinden satmaya çalıştığı mendil düştü. Mendili alıp çocuklara vereyim derken, biri bana ‘ver o mendili onlar benden kaçıyor. Ben veririm dedi’ Kimdi bu kişi bilmiyorum. Ama çocuklara karşı herhangi bir empati veya sempati duymadığı gözlerinden okunuyordu.

Şirin, Zeynab ve Urik; Üç savaş mağduru çocuk. Şam’da namaz kılacam diyen kişinin mağdurları. Onlar şimdi sokak çocukları. Onlar bu yaşta anne ve babasına yardım etmeye çalışıyorlar.

Şirin 8, Zeynab 6 ve Urik 5 yaşında..

Evet küçük Şirin’in de ifade etmeye çalıştığı gibi;

Male Şirin, Zeynab, û Urik Kurdîstan’ê. Male wan gelek xweşa. Erê, Şirin, Zeynap û Urîk  li Kurdistanê azad bibin.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Göz Atın

Kapalı