H. Hasan TuzcuNUÇEYAZARLARIMIZ

ORTA DOĞU’nun ATEŞ ÇEMBERİNDE GÜNEY KÜRDİSTAN

Kürdistanın özgürlüğe en yakın dört parçasından biri olan Güney Kürdistan yönetiminin ve halkının 25 eylül 2017 de bağımsızlık yönünde attığı referandum adımı; Kürd halkı için adil, iradi, meşru, hukuki ve evrensel bir haktı. Bu hakkını en demokratik biçimde büyük bir kararlılık, inanç ve olgunlukla kullandı. bu ileri adımın, Çok önemli sonuçları olacağı bilininiyordu. Zorluklar, aci deneyimler, işin mevcut hukuki siyasi dengeleri, ekonomik, güvenlik, uluslar arası boyutundan tutun da, bölgesel rekabetten, enerji politikalarına kadar yığınla sorun, bu konuyla bağlantılı olarak çözüm bekliyordu. Güney gürdistan yönetimi bu zorlukları aşmak için elinden gelen bütün çabaları göstermeye hazırdı. Zamana, başka pozitif gelişmelere, uzun müzakere süreçlerine, barışa ihtiyacı olduğunu da herkesten daha iyi biliyordu.

Referandumda, Güney Kürdistan halkı, iradesini ezici bir çoğunlukla bağımsızlık yönünde kullandı. Sonrası gelişmeler de, bilindiği gibi bölge; hem uluslararası hemde, sömürgeci devletlerinin, itirazında ve yakın takibindeydi. Kürd sorunun yanında bölgede başka sorunlarında olduğu tabiki bir gerçek. Yakın bölgede devam eden çatışmalar, demokratik geleneklerin yetersizliği, zaten bölgede kaotik olan dengeler, fırsat bilinerek, bağımsızlık referandumunun, Kendi içinde olumlu sonuçlanmasına rağmen, sonrası sürecin doğru yürütülmesine sömürgeci güçler engel oldular.

Kürtlerin her kazanımını kendileri için, ‘’beka’’ sorunu kabul edenlerin, baas rejimi artıklarının, gerici Molla yönetimi, doğrusu başta yeminli Kürd düşmanlarının boş durması beklenemezdi . Zengin kaynaklara sahip, G.Kürditanın ,‘’tartışmalı bölgeler ‘’(2005 Irak anayasasına göre) sınırları dışında bırakılan bölge, saldırlar için en zayıf halka olarak seçildi. Yerel işbirlikçilerinde yarattığı boşluklardan da yararlanarak, dört koldan saldırıya geçtiler. Bu bölgelerin yönetimi tekrar ırak güçlerinin eline geçti. ABD’nin de desteğiyle dört sömürgeci devletin yarattığı baskı ve çatışmalar her alanda sürdü. Dış güçlerin verdiği desteği arkasında bulan, Irak ve Heşdi-Şabi güçleri, ABRAMS tanklarını yeni teknolojik silahları Peşmergeye karşı kullandı. Sınır kapıları, giriş çıkışa, Hava alanları uçakların uçuşuna, inişine kapatıldı. Ekonomik abluka dört koldan, tüm hızıyla sürdü. Dünya daki tüm kürtler bu düşmanlığı asla unutmayacaklarını, hafızalarının en derinine not ettiler.

Bu kadar baskı ve şiddete, düşmanlığa karşı, kazanımlarını, Statüsünü korumak için; direnme hakkını kullanmada tereddüt göstermeyen G.Kürdistan yönetimi, aklı selimi, kararlılığı elden bırakmadan saldırıları püskürttü. Dış desteğin çok zayıf olması, içerden, güçlü bir birlik beklenirken, KYB yönetiminden önemli kişilerin ırak ve iran güçleriyle işbirliği içerisinde olması gibi beklenmeyen sorunlarda şüphesiz, kayıplara neden olup işlerini zorlaştırdı.

Bölgede halen devam eden tüm olumsuzluklara rağmen, kısa sürede,yaralarını sarmaya başladılar. Halktan aldıkları desteği seçimlerde fazlasıyla yenilediler. Parlamentoyu, hükümeti, tüm kurum ve kuruluşlarını birlik ve temsiliyet kurallarına uyarak zinde tuttular. Ekonomik zorlukları aşmaya çalıştılar. En önemlisi uluslar arası arenada diplomasi mücadesini başarıyla sürdürdüler. kazanımlarından, Anayasal haklarından asla vazgeçmeyeceklerini. Dünya ‘ya ilettiler. Bölgede ve Irak da, önemli siyasi ve askeri güç olduklarını hatırlattılar.

Şüphesiz Sorunlar çözülmedikçe, yeni sorunların ekleneceği şüphe götürmeyen bir gerçek. Hele orta doğu gibi bir bölgede. ABD işgalinden sonra hiçbir konuda toparlanamayan Irak Fedaral devleti , siyasi ve ekonomik olarak da istikrarsızlığa düştü, İran, saldırgan, gerici, barış ve demokrasi karşıtı yönetimi sayesinde, ABD. AB başta olmak üzere, daha bir çok ülkenin hertürlü ambargosu altında halen kötü günler geçiriyor. Suriye de ise bilindiği gibi on seneye yaklaşan çatışma ve bölünme bütün hızıyla sürüyor. Her yanı, yıkılmış, bölünmüş, enkaz halinde, halkın tabiriyle,’’beli kırılmış’’ durumda. Türkiye’de eski baas rejimleri gibi, sorunların çözümü yerine, bölgede askeri müdahale politikasında ısrarcı, içerde yoksulluk, ekonomik dar boğaz, işsizlik, demokrasi dışı baskı ve uygulamalarını sürdürüyor. Çeşitli bahanelerle G.kürdistana yaptığı askeri müdahaleler devam ediyor. B.Kürdistan/Rojava da yarattığı çatışma ve işgaller, ÖSO ve IŞİD’in türevleriyle yaptığı işbirliği, yıllar sürecek yeni sorunların, istikrarsızlığın, halklar arası düşmanlığın kaynağı olmaya devam ediyor.

Orta doğu, da tüm bu karanlık tablodan, kaosdan, ateş çemberi içinden bir barış ve özgürlük adası yaratmak kolay mı… elbette başta kürd sorunu gibi ana sorunlar çözülmeden, kolay değil. Çünkü kürd sorunu, artık sadece dört sömürgeci devletin temel sorunu değil, Bölgenin ve aynı zaman da uluslar arası bir sorundur. Çözüme en yakın parçasındaki bu gelişmeler; Sorunun bütünün çözümünü, derinden etkilemektedir.

Başta G. Kürdistanın federal statüsünün güçlenerek korunması; İstikrarın temin edilmesi, kalkınma ve sosyal gelişmelerin sağlanması, refahın ve özgürlüklerin halkın her kesimine ulaştırılması gayretleri, mücadelesi önemlidir. Bunun yanında Irak Federal yönetimiyle bütçe, maaş, petrol, kerkük ve kürdistan yönetimi dışındaki bölgelerin sorunu dahil,daha birçok konularındaki anlaşmazlıklarını anayasal çerçevede diyaloğ yoluyla çözme çabaları takdir edilmelidir. Özgürlük ve eşitlik hedefinden şaşmayacaklarını, ısrarla duyuruyor olmaları da gerçekçidir. Bu samimi irade ve gücün önemi, sorunların çözümündeki rölü, bölge barışına katkısı doğru anlaşılmalıdır. BM, ABD, AB ülkeleri başta olmak üzere uluslar arası güçlerin de, G. Kürdistan da, sorunun adil çözümü yönünde olumlu tavır almalarını gerektirir. komşu ülke halklarının, dünya barışının, bölge güvenliğinin yararına olan da budur.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Göz Atın
Kapalı